YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15887
KARAR NO : 2011/7070
KARAR TARİHİ : 03.05.2011
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirketin cep telefonu hattını kullanırken hattını 2003 yılında kapattığını, 2009 yılında yeni bir hat aldığını eski hattına ait borcu olduğu söylenince 593,40 TL ödediğini, ancak davalının akabinde 2.083,50 TL faiz borcu tahakkuk ettiğini, uygulanan faiz oranının fahiş olduğunu belirterek borçlu olmadığının tesbitini, olmaz ise gerçek borcunun tesbitini istemiştir.
Davalı, faturaların son ödeme tarihlerinde ödenmemesi nedeniyle faiz tahakkuk ettirildiğini, faize davalının sebep olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu benimsenerek, davacıdan istenen faizin fazla ve haksız olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir
Davalı tarafından talep edilen miktarın 2003 yılı 9.10.11 ve12.aylara ait faturalara ilişkin gecikme faizi olduğu ve 5.9.2009 ile 1.1.2007 tarihleri arasında yıllık %96, 1.1.2007 ile 24.12.2009 tarihleri arasında ise yıllık %48 oranında faiz uygulandığı dosya kapsamından ve alınan bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır. Davacı 593,40 TL ana para borcunu öddiğini ve ancak daha sonra faiz borcu tahakkuk ettirildiğini ileri sürmektedir. BK’nun 113.maddesinde “asıl borç tediye ile veya sair bir surette sakıt olduğu takdirde, kefalet rehin ve sair fer’i haklar dahi sakıt olur. Evvelce işleyen faizleri talep hakkının mahfuz bulunduğu beyan 2010/15887-2011/7070
edilmiş veya hal icabından neş’et eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz…” hükmü bulunmaktadır. Davacı asıl borcu ödediğini iddia ettiğine göre buna ilişkin deliller toplanmalı, davalının asıl borcu tahsil ettiği sırada ihtirazi kayıt ileri sürüp sürmediği belirlenmeli ve tarafların hukuki durumları BK’nun 113.maddesi kapsamında değerlendirilmelidi. Öte yandan davalının zamanında ödenmeyen faturalara 1.1.2007 tarihine kadar aylık %8, 1.1.2007 tarihinden itibaren ise aylık %4 faiz uyguladığı anlaşılmakta olup, davacı bu faiz oranının fahiş olduğunuda ileri sürmektedir. Mahkemece uygulanan oranların fahiş olmadığı kabul edilirken fahiş olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Ohalde mahkemece öncelikle; davacının asıl borcu ödediğine dair savunması üzerinde durularak asıl borcun ödenmesine ilişkin belgeler taraflardan istenerek tarafların hukuki durumlarının BK 113.maddesi kapsamında değerlendirilmesi yapılmalı, olayda BK’nun 113.maddesinin uygulanamayacağının anlaşılması halinde ise, dava konusu olan fatura tarihlerindeki diğer telefon şirketlerinin uygulandığı faiz oranlarının ortalaması ve diğer ekonomik etkenlerde nazara alınarak davalının uyğuladığı faiz oranlarının fahiş olup olmadığı saptanmalı ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece değinilen bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan karırın davacı yararına BOZULMASINA, 03.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.