Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/16221 E. 2011/8005 K. 24.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16221
KARAR NO : 2011/8005
KARAR TARİHİ : 24.05.2011

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı şirketten 26.1.2010 tarihinde satın aldığı aracın arızalanması üzerine 19.2.2010 tarihinde servise müracaat ettiğini, servis elemanlarına aracın LPG uyumlu olmadığını söylediklerini, dava dışı servis şirketi tarafından servislere yazılan yazıda da kendisine satılan aynı tip araçların LPG uyumlu olmadığının ve takılmaması gerektiğinin belirtildiğini, buna rağmen aracın LPG’li olarak kendisine satıldığı ileri sürerek, araç bedeli olarak ödediği 35.750 TL.nın tahsilini istemiştir.
Davalı, aracın orijinal haliyle davacıya satıldığını, davacının ısrarlı isteği üzerine LPG’nin sonradan takıldığını, araçta herhangi bir arıza bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, LPG sisteminin araçla uyum sağladığı, satıcı davalı tarafından takılan LPG sisteminin davacıyı huzursuz ettiği ve araçtan beklenen faydayı azalttığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, kendisine LPG’li olarak satılan aracın LPG sistemine uyumlu olmaması nedeniyle eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, aracın LPG olmaksızın orjinal haliyle davacıya satıldığını, davacının ısrarı üzerine LPG taktırıldığını savunmaktadır. Dosyada bulunan aracın davacıya satışına ilişkin faturada aracın LPG’li olmadığı anlaşıldığı gibi, 19.1.2010 tarihli sipariş formunda da aracın servisten … dışı olduğu belirtilmiştir. Öte yandan dava dışı şirket tarafından davacı adına düzenlenen 20.1.2010 tarihli faturada LPG montajına ilişkindir. Tüm bu hususlar birlikte gözetildiğinde, davacıya aracın orjinal haliyle ve LPG sistemi olmaksın satılıp teslim edildiği anlaşılmaktadır. Davacının isteği üzerine de LPG sistemi araca davalı tarafından dava dışı şirkete taktırılmıştır. Ne var ki, LPG sisteminin takılması için davacının teşvik edildiği iddia ve ispat edilmediği gibi, bu durumun aracın garantisini de ortadan kaldıracağı sipariş formuna yazılmak
2010/16221-2011/8005
suretiyle davacıya bildirilmiş bulunmaktadır. Hal böyle olunca, davacı isteği üzerine dava dışı şirkete davalı tarafından taktırılan LPG sisteminin uyumlu olmamasından davalıyı sorumlu tutmak olanaksızdır. Kaldı ki, araç üzerinde yapılan inceleme sonunda araçta herhangi bir problem bulunmadığı da belirlenmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, servis tarafından araçta yakıt sistemi arızası olduğu bildirilmiş ise de, davacının bu arızayı tamir ettirdiğine dair delil sunmaması ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde araçta LPG sisteminden kaynaklı arıza bulunduğunun da ispatlanamadığının kabulü gerekir. Bu itibarla tamamen subjektif neden olan “davacının kusursuz olacağı” varsayımına da itibar edilemez. Aracın orijinal halinde bir arızasının bulunduğu da iddia ve ispat edilmiş değildir. Mahkemece, değinilen bu hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı olduğundan, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 532.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.5.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle Mahkemece alınan bilirkişi raporunda uygulanacağı üzere aracın 19.1.2010 tarihli sipariş formunda “LPG’Lİ NAKİT” yazısının yazıldığı, toplam bedelin LPG işlemi dahil 35.750 TL olduğu, davalıya LPG montajı işlemi yapıldıktan sonra ve ruhsata işlenip teslim edildiği, aracın LPG uyumlu olmadığının bayi ağında olmasına karşın tüketicinin aydınlatılmadığı, … ve servis kitapçığında da bir uyarı ya da açıklama bulunmadığı, bu haliyle tüketicinin yanıltıldığı anlaşıldığından, mahkemece bu konuda yapılan değerlendirme ve sonuçtan aracın iadesi kaydıyla bedelin tahsili yönündeki hüküm doğru olduğundan kararın onanması düşüncesinde olduğumdan aksi yöndeki çoğunluk düşüncesine katılamamaktayım.