YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16240
KARAR NO : 2011/11310
KARAR TARİHİ : 11.07.2011
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … geldi davalı adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı; davalı … Şubesinden kredi kartı kullanan … ve …’un kredi kartı borçlarına kefil olduğunu, 19.12.2000 tarihli … sözleşmesinin 8.maddesinde ‘yukarıdaki … sözleşmesi yalnızca … ve … ’un 5.150,00 TL borcu için olup, Nisan 2001 dahil ödenmediği takdirde 30 gün içinde ödeyeceğimi taahhüt ederim’ hükmünün yer aldığını, … sözleşmesi uyarınca temerrüdünün 01.06.2001 tarihi olduğunu, davalı banka vekili tarafından 02.02.2001 tarihinde kart borçlusu … hakkında … 14.İcra Müdürlüğünün 2001/2800 Esas sayılı, … hakkında 2001/2799 Esas sayılı ile icra takibine geçildiğini, kefili olduğu asıl borçlular hakkında yapılan takiplerde toplam 6.963,95 TL nin senelik %104 faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş olmasına rağmen, kendisi hakkında yapılan takipte 10.108,19 TL nin senelik %127.5 faizin geriye yürürlü 30.04.2001 tarihinden itibaren uygulanmak suretiyle tahsilinin talep edildiğini, takibin bu hali ile kesinleştiğini ve maliki olduğu dairesine haciz konulduğunu, 4822 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi üzerine kendisi ve asıl borçluların ilgili yasa hükmünden yararlanmak üzere müracaatta bulunduklarını, davalı bankanın Sarıyer Noterliğinin 16.04.2003 tarih 9324 yevmiye sayılı
Yazısı ile ödeme tutarının 1.657,97 TL olduğunun ve ilk taksidin 24.04.2003 tarihinde ödenmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, 24.03.2003 tarihinde tarafından 1.658,00 TL yatırıldığını, tarafından altı ay içinde muhtelif tarih ve miktarlarda toplam 9.948,00 TL ödeme yapıldığını, 12 ayda ödemesi gereken toplam borcun 9.880,71 TL olmasına karşılık 6 ay gibi bir zamanda borcu fazlasıyla ödediğini, ancak sahip olduğu tek gayrimenkulün 28.08.2003 tarihinde 64.000,00 TL bedelle satıldığını, müvekkilinin 01.06.2001 temerrüt tarihi olmak üzere 5.150,00 TL kefaletten kaynaklanan borcuna karşılık 4822 sayılı yasa hükümlerinden yararlanarak borcunun tamamını fazlasıyla ödediği halde sahip olduğu ve gerçek değeri daha yüksek olan evinin 64.000,00 TL ye satıldığını beyanla 300.000,00 TL maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesi ile de talep sonucunu arttırarak 535.704,00 TL maddi tazminatın tahsilini talep etmiştir.
Davalı; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece Davanın Reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı eldeki dava ile; dava dışı … ve … ’un kredi kartı borçlarının 5.150,00 TL’lik kısmına kefil olduğunu, ancak borcun tamamından sorumlu tutularak hakkında icra takibi yapıldığını, 4822 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi üzerine kendisi ve asıl borçluların ilgili yasa hükmünden yararlandıklarını ve borcu fazlası ile ödediklerini ancak buna rağmen icra takibi neticesinde sahibi olduğu taşınmazın değerinin çok altında bir rakamla satıldığını belirterek, satılan taşınmazın rayiç değeri ile manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Mahkemenin ve tarafların kabulünde olduğu üzere yanlar arasında imzalanan sözleşmenin … sözleşmesi olmayıp, kefalet sözleşmesi niteliğinde bulunduğu ve gerek dairemiz gerek Hukuk Genel Kurulunun içtihatlarının da bu yönde gelişip oluştuğu, bu nedenle uyuşmazlığın, Borçlar Kanununun kefalete ilişkin hükümleri değerlendirilmek suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir.
Yargılama esnasında aldırılan, 27/11/2007 havale tarihli bilirkişi raporu içeriğine göre; davacının yukarıda anılan sözleşme gereğince sorumlu olduğu limit dahilinde yapılan hesaplamalar neticesinde davalıya, 27.777,84 TL asıl alacak
Ve 6.926,71 TL faiz olmak üzere toplam 34.704,55 TL fazla ödemede bulunduğu ve bu nedenle alacaklı bulunduğu saptanmış rapora itiraz üzerine aldırılan ek raporda ise; mahkemenin limite bakılmaksızın davacıyı tüm borçtan sorumlu sayması ve taksitlerin de 1.657,97 olduğunu kabul etmesi halinde; ödemeler de dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucunda; davacının 19.01.2006 dava tarihi itibariyle davalı bankadan 13.256,14 TL asıl alacak ve 3.305,57 TL faiz olmak üzere toplam 16.561,71 TL alacaklı bulunduğu…” yönünde görüş belirtildiği anlaşılmaktadır.
Davacı her ne kadar anılan borç nedeni ile evinin değerinin altında satıldığını belirterek evin rayiç değerinin davalıdan tahsilini istemiş ise de; davacının dava dışı kredi kartı borçlularının borçlarına karşılık olarak imzaladığı, 19.12.2000 tarihli kefalet niteliğindeki sözleşme hükümlerine göre davaya konu kredi kartı borcu nedeni ile limit dahilinde sorumlu bulunduğu bu nedenle icra takibi neticesinde satılan taşınmaz nedeni ile davalının sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakta ise de; anılan her iki rapor içeriğine göre de, davacın davalıya fazladan ödeme yaptığı sabit olup, Mahkemece, rapor içeriği de dikkate alınmak suretiyle, davacının davalıya yaptığı fazladan ödemelerin iadesini talep edebileceği kabul edilerek bu ilke ışığında hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Yukarıda 1.bentte belirtilen nedenle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte belirtilen nedenle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.