Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/16302 E. 2011/6405 K. 21.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16302
KARAR NO : 2011/6405
KARAR TARİHİ : 21.04.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı asıl davasında, davalı … ve dava dışı … ile birlikte Temmuz 2008 tarihinde adi ortaklık kurarak mimarlık – mühendislik – dekorasyon – organizasyon işlerinde iştigal etmek üzere işyeri açtıklarını, her birinin hissesinin 1/3 olduğunu, Mayıs 2009 tarihine kadarki kira ve diğer masraflar için her birinin hissesine 10.320TL düştüğünü, ortaklığı temsil eden davalıya kendi hissesine düşen bedel için 26.7.2008 tarihinde toplam 10.320TL değerinde 4 adet bono verdiğini, Eylül 2008 tarihinde ortaklığın bozulması sebebiyle işyerini tasfiye ettiklerini, kendi hissesine düşen meblağın 20.8.2008 tarihli bono ile ödendiğini, diğer bonoların bedelsiz kaldığını ileri sürerek, 20.11.2008,20.2.2009 ve 20.5.2009 tarihli 3 adet ve toplam 7.815TL bedelli bonolar sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ile bonoların iptalini istemiş, birleşen davasında ise, bonolarda lehtar olarak davalı… Oto…Ltd.Şti. yazılı olduğundan aynı talebini bu şirkete yöneltmiştir.
Davalılar, asıl ve birleşen davaların reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece asıl ve birleşen dava ayrımı yapılmadan davanın reddine karar verilmiştir. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı Kanunun 389 maddesinde de, hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Öte yandan davaların birleştirilmesi durumunda da, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, birleştirilen dava dosyasının tarafları, iddia, savunma özeti, delilleri kararda belirtilip, değerlendirilip, asıl ve birleşen her bir dava için kararda ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir. Somut olayda asıl ve birleştirilen davalar ayrı ayrı hüküm kurulmamıştır. Bu hali ile verilen karar HUMK.nun 388.maddesine uygun değildir. Mahkemece asıl ve birleşen davalar bakımından az yukarda açıklandığı şekilde ayrı ayrı, HUMK.’nun 388. maddesine uygun olarak hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 15.60 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 21.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.