YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1736
KARAR NO : 2010/8137
KARAR TARİHİ : 08.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ayıplı mal satışı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 17.12.2007 tarihinde, 2003 modelbbbmarka aracı, 78.000 km kadranlı olarak davalı galericiden 11.900 YTL bedelle satın aldığını, araç 90.000 km’ye geldiğinde triger kayışını değiştirmek üzere Fiat servisine başvurduğunu, bilgisayar otomasyon kayıtlarında aracın satış tarihinde gerçekte 157.000 km’de olduğunun tespit edildiğini, kilometresi değiştirilmiş olan aracın ayıplı olduğunu ileri sürerek, aracın iadesi ile … olduğu 11.900 YTL satış bedelinin, satış tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kendisinin de aracı bir başka galericiden satın aldığını, satın aldığı şekliyle de davacıya sattığını, aracın kilometre kadranına bakmadığı gibi, değişiklik de yapmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun “Amaç” başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun 1.maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiş; yasanın 3.maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı, kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise, mal veya hizmeti ticari
veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için, yasanın amacı içerisinde, yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gereklidir. Somut uyuşmazlıkta davacının, dava konusu aracı, ticari ve mesleki olmayan amaçlarla edinen gerçek kişi, davalının ise, ticari ve mesleki amaçla, araç alım satımı ile iştigal eden galerici olduğu, tarafların bu sıfatlarına ve yapılan hukuki işleme göre de dava konusu uyuşmazlığın 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar, Karayolları Trafik Kanununun 20/d maddesi gereğince trafikte kayıtlı olan araçların haricen satışı geçersiz olup, uyuşmazlığın tüketici mahkemelerinde görülebilmesi için geçerli bir sözleşmenin bulunması gerekli ise de, dosyada mevcut olan dava konusu araca ilişkin ruhsat kaydında, davacının adının ve tescil tarihinin (14.1.2008) yazılı olduğu görülmekle, davacının “alıcı”, davalının da “satıcı” sıfatıyla imzalamış oldukları 17.12.2007 tarihli harici sözleşme sonrasında resmi satış sözleşmesinin de yapıldığı, böylelikle resmi sözleşme ve devir ile, taraflar arasında yapılan harici sözleşmenin de geçerli hale geldiği sonucuna varılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya da tüketici mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda, kazanılmış hak da söz konusu olmaz. Bu durumda Bolu’da ayrı bir tüketici mahkemesi varsa mahkemece görevsizlik kararı verilmesi, yok ise ara kararı ile davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün, 1 no’lu bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 2 no’lu bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 8.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
…