Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/17686 E. 2011/6813 K. 27.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/17686
KARAR NO : 2011/6813
KARAR TARİHİ : 27.04.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, davalı belediyenin kendisine 23.068,40 TL borçlu olduğunu, ancak bu bedelin sadece 2.920,34 TL lik kısmını ödediğini, borcun geri kalan kısmı için davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalının icra takibine haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek davalıya ait itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, mevcut belgelerin önceki başkanlık dönemini kapsaması ve imza eksikliği olması sebebiyle ödeme yapmalarının mümkün olmadığını, kurumlar nezdinde yaptıkları yazışmalarda, kendilerine ödeme yapıldığı takdirde, ödeme yapanlar aleyhine sorumluluk doğabileceği söylendiği için ödeme yapamadıklarını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, …İcra Müdürlüğü’nün 2009/327 Esas sayılı icra takip dosyasındaki davalı borçlunun 20.000,00 TL lik asıl alacak miktarına yaptığı itirazın iptali ile, asıl alacak miktarı olan 20.000,00 TL ye takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağın likit olması sebebiyle asıl alacağın % 40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının 2010/17686 2011/6813
aşağıdaki 2. bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K.nun 67 inci maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak yargılamayı gerektirdiğinden, likit ve muayyen olduğundan söz edilemez. Mahkemece davacının icra inkar tazminatı isteminin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HMUK’un 438/7. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ:Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenle kararın hüküm fıkrasında “asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline“ ilişkin cümlenin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “davacının icra inkar tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine” cümlesi yazılarak kararın düzeltilmesine, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 27.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.