YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/17941
KARAR NO : 2011/5567
KARAR TARİHİ : 11.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı ile …ilçesinde bulunan bir taşınmazı alarak satılıp elde edilecek karın paylaşılmasına ilişkin bir adi ortaklık sözleşmesi düzenlediklerini ve taşınmazın davalı adına alındığını, söz konusu taşınmazın satılması, satış bedelinden 137.000,00 USD’nin satış bedeli olarak düşülerek geri kalanın %50’şer oranda bölüşülmesi hususunda anlaştıklarını, ayrıca davalının kendisine 10.000,00 USD ödemeyi taahhüt ettiğini, ancak 5.300 m2’si davalı üzerine kayıtlı bulunan taşınmazın 1.000 m2’lik kısmı üzerine 3.şahıs lehine satış vaadi şerhi konulduğunu, davalının bu suretle kendisini zarara uğrattığını ve ortaklığa aykırı hareket ettiğini bildirerek fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydı ile şimdilik 16.340 TL ile ayrıca sözleşme ile kararlaştırılan 10.000,00 USD karşılığı 13.660,00 TL’sının dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, bilahare talebini 370.602,50 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK’nun 381. maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı Yasa’nın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK’nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı Kanun’un 389. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu 2010/17941 2011/5567
tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK’nun 388. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasa’nın 141. maddesi ile HUMK’nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Temyize konu davada, mahkemece davanın tam kabulüne karar verilmiş, ancak karar gerekçesinde aynen “Davalı ayrıca ortaklık kar payı dışında davacıya 10.000.00 USD ödemeyi de kabul etmiştir. Nitekim bu parayı elden davacıya ödediğini ileri sürmüş, alıp almadığı konusunda davacıya yemin teklif etmiş, bunun üzerine davacıya 06.05.2009 tarihli duruşma için yemin davetiyesi gönderilmiş, davacı bu duruşmaya mazeretsiz gelmediğinden yeminden kaçınmış sayılmıştır. Ne var ki, … yoğunluğu arasında yanılgılı bir değerlendirme sonucunda kısa kararla 10.000.00 USD karşılığı 13.660.00 TL.sına da hükmedilmiş, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratmamak için kısa kararda olduğu gibi bu kısımda kabul edilmiştir.” şeklinde gerekçelendirilmiş olması, az yukarıda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup, kararın bozulmasını gerektirir. Mahkemece 10.04.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi, kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile hükmün gerekçesi arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarda açıklanan nedenle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 11.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.