YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18024
KARAR NO : 2011/13287
KARAR TARİHİ : 29.09.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı davalı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat İnci Demirer ve davalı vekili avukat Seval Pehlivan’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı tarafından özel güvenlik hizmeti satın almak amacıyla açılan ihalede en uygun teklifi vererek 29.9.2005 tarihinde sözleşme yaptıklarını, bu sözleşme ile 18 adet yurdun 1.10.2005-31.12.2005 dönemi 120 özel güvenlik personelini çalıştırmayı yükümlendiklerini, 14.11.2005 tarihinde personelin kimlik belgelerinin ve çalışma izin belgelerinin olmadığı gerekçesi ile işyerlerine alınmadığını, ancak izin belgelerini verecek olan İçişleri Bakanlığı’nın işlemleri nedeni ile kendilerine kusur yüklenemeyeceğini bu hususun mücbir sebep sayılarak sözleşmenin feshine, ödenmeyen hizmet bedeli, uygulanan ceza tutarları ve kazanç kaybı toplamı zararının faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının sözleşme ve eki teknik şartnamenin 4.7 maddesi gereğince yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek davanın reddini dilemiş, birleşen dava ile de; sözleşmenin feshi nedeni ile uğranılan zarar ve uygulanan ceza tutarı 245.959TL.nin ödetilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı … davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm,davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2010/18024 2011/13287
2-Davacı, dava dilekçesi ile istek kalemlerini açıklamış ve 19.587 TL. ekim ayı hizmet bedelinden kesilen ceza, 100 TL. yevmiye kesintisi, 58.661 TL. kasım ayı hizmet bedeli, 3.474 TL. 29 ekim için çift yevmiye bedeli, 94.000 TL. kazanç kaybından doğan munzam zarar olmak üzere toplam 175.822 TL. nin ödetilmesini istemiştir. Davacının davası reddedildiğine göre, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 12. maddesine göre davalı lehine dava değeri üzerinden vekalet ücretine karar verilmesi gerekir. Mahkemece davalı lehine eksik vekalet ücreti takdiri usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ:Yukarıda 1.bentte yazılı nedenlerle davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte yazılı nedenlerle temyiz olunan mahkeme kararının “Hüküm” başlıklı bölümünün 1. bendindeki yazılı “1.260,00 TL.” rakamların karardan çıkartılmasına yerine “14,249,32 TL. ” rakamlarının yazılmasına hükmün bu şekilde düzeltilerek ONANMASINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 29.9.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı-davalı şirket yanlar arasında düzenlenen sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle dava açmıştır. Bahse konu sözleşme ile davacı şirket 18 adet yurt ve Bölge Müdürlüğü bünyesinde 1.10.2005-31.12.2005 tarihleri arasında 120 özel güvenlik personelini çalıştırmayı yüklenmiş, sözleşme 1.10.2005 ile 14.11.2005 tarihleri arasında kısmen ifa edilmiştir. Bu tarihten itibaren yanlar arasında muaraza doğmuş ve yurtlar ile bölge müdürlüğü bünyesinde özel güvenlik personeli çalıştırılmamıştır. Akabinde davacı şirket tarafından davalı yana 15.11.2005 tarihli ihtarname gönderilmiş ve bu ihtarname ile önceden yazılı bir bildirim bulunmaksızın işin idare tarafından durdurulmasına ilişkin sorunun çözülmesi istenmiş, ikmali istenen belgelerle ilgili olarak Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 22.11.2005 tarih ve 198723 sayılı yazısı ile “1.1.2006 tarihine kadar kimlikli olsun olmasın, sınava girmiş olsun yada olmasın, özel güvenlik 2010/18024 2011/13287
Görevlisi çalıştırılmasında bir sakınca bulunmadığı” bildirilmiş, bu kez davacı tarafından 22.11.2005 tarih ve 12746 yevmiye no ile yeni bir ihtarname keşide edilerek, kendi kusurlarından kaynaklanmaksızın valilik çalışma izin belgesi alınamadığı ve mücbir sebebin bulunduğu; bu durumun, aynı sözleşmenin 18. maddesindeki mücbir sebeplerden olup sözleşmenin 29.maddesi uyarınca sözleşmenin feshine gidilmesinin gerektiğinin bildirildiği, bu ihtarnameler üzerine davalı tarafından 23.11.2005 tarih ve 7754 sayılı yazıyla fiilen işin 14.11.2005 tarihinde durdurulduğunun bildirildiği akabinde cezai işlem uyguladığı, yapılan işlemin hukuka uygun olmadığı, alacaklarının tahsili ile, munzam zararlarının ödenmesi ve mücbir sebep nedeni ile sözleşmenin feshine karar verilmesini dilemiştir.
Davalı-davacı kurum; davanın reddini, birleşen dava ile de sözleşme uyarınca kararlaştırılan cezai şartın tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizce düzeltilerek onanmıştır.
Yanlar arasında 29.9.2005 tarihli hizmet alımı sözleşmesi yapıldığı ve bu nedenle davacı şirketçe davalı kuruma ait yurtlarda ve Genel Müdürlük binalarında 1.10.2005 tarihinden 14.11.2005 tarihine kadar güvenlik hizmeti verildiği tartışmasızdır. Uyuşmazlık, sözleşme kapsamında işyerlerinde çalıştırılan özel güvenlik elemanlarının çalışma izini belgelerinin olmaması nedeniyle davalı Kredi Yurtlar Genel Müdürlüğü’nün sözleşme hükümleri uyarınca cezai şart uygulamasının haklı olup olmadığı ve buna karşılık davacının istek kalemlerinde belirttiği hususları talep edip edemeyeceği konusunda toplanmaktadır.
Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ilkesi geçerli olup, taraflarca imzalanan sözleşme hükümleri tarafları bağlayıcıdır. Ahde vefa ilkesi uyarınca, yanlar sözleşme hükümlerine uymak zorundadırlar. Nitekim; taraflarca imzalanıp kabul edilen sözleşmenin eki mahiyetinde bulunan özel güvenlik hizmetleri teknik şartnamesinde, işin konusu ve özel güvenlik hizmetlerinin ne şekilde yürütüleceği, 3.7. maddesinde de istihdam edilecek özel güvenlik görevlisinin çalışma izninin ilgili mevzuata uygun olarak alınacağı ve çalışma izni biten görevlinin çalışma izninin yenileneceği kararlaştırılmış olup, davacı şirketin güvenlik hizmetine başladıktan sonra çalışma izin belgesi olmadığı gerekçesiyle işin fiilen durdurulduğu ve bu durumda, izin alma sürecinin ne kadar süreceğinin ilgili Emniyet Müdürlüğü’nden sorulduğu; cevabi yazıda, “..5188 sayılı Kanunun “adli suçlar ve cezalar” başlıklı 19 ve “idari suçlar ve cezalar” başlıklı 20. maddelerinin yürürlüğe gireceği tarihin, 27.4.2005 tarihinde yayımlanan 5335 sayılı Kanun ile 5188 sayılı Kanunda yapılan değişiklikle 1.1.2006 tarihine kadar uzatıldığı, bu sebeple anılan tarihe kadar “Özel Güvenlik Eğitim Sertifikası” ve “Özel Güvenlik Çalışma İzni” bulunmayan özel güvenlik görevlisi adaylarının 5188 sayılı Kanun kapsamında olan ve olmayan yerlerde istihdam edilmesinde bir sakınca bulunmadığı ve ayrıca Bakanlıkça 12.11.2005 tarihinde yapılan özel güvenlik dördüncü sınavına giren özel güvenlik görevlisi adaylarının da istihdam edilebileceğinin 2010/18024 2011/13287
göz önünde bulundurulmasının gerektiği, özel güvenlik dördüncü sınavını kazananların listesinin değerlendirilme işleminden sonra ilan edileceğinin, müteakiben eğitim kurumlarından alınacak sertifikalar ve diğer evraklarla Valiliklere müracaat ederek güvenlik tahkikatlarının yapılması ve neticede çalışma izni verilmesinin süreci yoğunluk nedeniyle cezai müeyyidelerin yürürlüğe gireceği 1.1.2006 tarihine kadar tamamlanmasının planlandığı…” açıklanmıştır. Davalı taraf sözleşmeyi feshetmiş ve 14.11.2005 tarihli itibariyle davacı şirket elemanları kurum binalarına alınmamıştır. Ne varki, Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporlarında yukarıda değinilen hususlarla ilgili bir değerlendirme yapılmamış olup, davacı İdarenin de, özellikle güvenlik sertifikalı ve çalışma izni bulunmayan işçileri istihdam eden şirketin ihaleye girmesine müsaade etmesi ve ihale teknik şartnamesinde bu konuda açıklık bulunmaması ve ayrıca hizmetin bir süre devam etmesinin de göz önünde bulundurulması gerekir. Keza hizmet süresinin (3) ay olmasına karşın, hizmetin 1,5 ay yürütülmesi de değerlendirilmesi gereken bir husustur. Yine, davalı tarafından davacı şirkete gönderilen 10.11.2005 tarihli ihtarnamede de eksikliklerin tamamlanması için 20 günlük süre verilmiş ancak bu süre dolmadan fiilen hizmet durdurulmuştur. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmamış ve davalı kurumun da açıklanan nedenlerle müterafik kusuru bulunup bulunmadığı Borçlar Kanunu’nun 98. maddesi yollamasıyla 44.. maddesi koşulları tartışılıp değerlendirilmemiştir. Mahkeme kararının bu yönden bozulması düşüncesinde olduğumuzdan değerli çoğunluğun kararına katılamıyoruz.