Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/18496 E. 2011/9591 K. 16.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18496
KARAR NO : 2011/9591
KARAR TARİHİ : 16.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, galerici olan davalıdan …., plakalı aracı 30.04.2005 tarihli harici sözleşme ile 16.240-TL’ye satın aldığını, araç bedeli olarak kredi kartından 2.500,00- TL ve 1.900,00- TL çekim yapıldığını, ayrıca 2.000,00- TL’lik çek verdiğini, 60,00-TL nakit ödeme yaptığını, her biri 1.350,00 TL’lik altı adet ve 900,00-TL’lik senet tanzim ederek davalıya verdiğini, ancak aracı çaldırdığını, aracın trafikten men edilerek ruhsat sahibi olan … isimli şahsa teslim edildiğini, ruhsat sahibinin arabayı kendisine teslim etmediğini ileri sürerek, 16.240,00-TL’nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının iddiasını ispatlayacak deliller sunamadığı, yemin deliline de başvurmadığı gerekçesiyle, kanıtlanamayan davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının, 30.04.2005 tarihli harici “Oto Alım Satım Sözleşmesi” ile ….., plakalı aracı davacıya sattığı uyuşmazlık konusu değildir. Bu sözleşme, 2918 Sayılı Karayolları ve Trafik Kanunu 20/d madde ve fıkrası gereğince, 2010/18496 2011/9591
Resmi şekilde yapılmadığından geçersizdir. Sözleşme geçersiz olduğu için taraflar aldıklarını haksız iktisap hükümleri uyarınca karşılıklı olarak aynı anda iade etmekle yükümlüdürler. Davalı geçersiz sözleşmedeki imzaya itiraz etmediğine ve otomobili davacıya sattığını kabul ettiğine göre, sözleşme kapsamı ile bağlıdır. 30.04.2005 tarihli harici sözleşmeden, davalının, araç satışı karşılığında 2.000-YTL’lik çek, 2.500-YTL’lik slip, 1.900-YTL’lik slip, 6 x 1.350-YTL’lik senet ve 900-YTL’lik senet aldığı anlaşılmaktadır. Davalı 14.09.2009 tarihli isticvabında; oto galericisi olduğunu, davacının … ile birlikte gelerek aracı satın aldığını, dava konusu senetleri verdiğini, ancak bedellerini ödemediğini, davacıya ödeme yapmasını ya da aracı geri vermesini söylediğini, davacının da aracı getirerek teslim ettiğini, aracın hasarlı olduğunu, davacının aracın hasarını tamir ettirdiğinde senetlerin verileceğinin kararlaştırıldığını, davacının kredi kartından ödeme almadığını, davacının kendisine çek vermediğini, …’ın verdiği çeklerin … ile arasında olan ticari ilişkiden kaynaklandığını, araç satışı ile bir ilgisinin olmadığını, 60-TL peşinat alıp almadığını hatırlamadığını, almış ise bile bahşiş olarak verilmiş olabileceğini belirtmiştir. Davalı 10.12.2009 tarihli celse de ise, 03.08.2005 ve 08.08.2005 keşide tarihli 5.000’er TL’lik dava dışı … tarafından düzenlenmiş, iki adet çek ibraz ederek, bu çeklerin davacının aldığı araba ile ilgili verildiğini, ancak bedellerinin tahsil edilemediğini beyan etmiştir. Davacının C. Savcılığına yaptığı şikâyet üzerine davalının İzmir C. Başsavcılığı’nın 2006/41678 soruşturma dosyasında şüpheli olarak verdiği ifadesinde; dava konusu aracı davacıya sattığını, 1.000-TL peşinat, kalan kısım için senet aldığını, davacı ile aralarında sözleşme dışında bir belge olmadığını bildirdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının iddiasını kanıtlayacak delillerini sunamadığı, yemin deliline de başvurmadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki, davacı tarafından ödemeye ilişkin olarak sunulan deliller mahkemece değerlendirilmemiştir. Davacının kredi kartından davalı tarafça 30.04.2005 ve 03.05.2010 tarihlerinde 2.500-TL ve 1.900-TL çekildiği hesap bildirim cetvelleri ile sabittir. Sözleşme metninden de davalının bu çekimleri yaptığı anlaşılmaktadır. Yine, davalı 10.12.2009 tarihli celsede iki adet 5.000’er TL’lik çek ibraz etmiş ve bu çeklerin dava konusu aracın satışı nedeniyle kendisine verildiğini beyan etmiştir. Davacı dava dilekçesinde, davalıya 780 ve 2.000-TL’lik çek verdiğini ileri sürmüş, harici sözleşmede de ise 2.000-TL’lik çek verildiği belirtilmiştir. Her ne kadar davacı, iddiasını ispata yarar çek ve numarası sunamamış ise de, davalı bizzat ibraz ettiği çeklerin araç satışı nedeniyle kendisine verildiğini kabul etmiştir. Bu durumda mahkemece, davalının sunduğu çeklerin ödenip ödenmediğinin ilgili banka şubesinden sorularak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Davalı, sözleşmede belirtilen senetlerin araç satışı nedeniyle kendisine verildiğini, ancak ödenmediğini belirterek senet asıllarını mahkemeye ibraz etmiş olup, davacı bu senetleri ödediğine dair yasal delil ibraz edememiştir. Davacı, 60-TL nakit ödediğini ileri sürmüş ise de, sözleşmede peşinata ilişkin bir kararlaştırma bulunmamaktadır. Ancak davalı, C. Savcılığındaki ifadesinde 1.000-TL peşinat aldığını ikrar etmiş, mahkemede ki isticvabında ise 60-TL’yi bahşiş olarak almış olabileceğini söylemiştir. Mahkeme dışı ikrar, kesin bir delil değildir. Hakim, mahkeme dışı ikrarı doğrulayacak delil ve emare varsa buna dayanarak karar verebilir (HUMK.236/IV). Eş söyleyişle, ikrarın mahkeme dışında yapılması halinde ikrar başka delil ve emare ile kanıtlanması halinde taktiri delil niteliğini kazanır. Hal böyle olunca mahkemece, davaya konu peşinata ilişkin taraf delilleri sorulmalı, hasıl olacak sonuca göre davacının talebi ile bağlı kalınarak bir karar verilmelidir.
Yukarıda açıklamalar ışığında mahkemece yapılacak …; davacının slip ile yaptığı ödemelerin davalıdan tahsiline, davalının sunduğu çeklerin ödenip ödenmediğinin ilgili banka şubesinden araştırılarak ödeme yapılmış ise, ödenen meblağa hükmetmek, ödeme yapılmamışsa çekler yönünden davacının talebinin reddine karar vermek, peşinat konusunda tarafların sunacakları delillere göre bir değerlendirme yapılarak davacının talebi ile sınırlı olacak şekilde hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece, aksine düşünce ile ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde davacının davasını kanıtlayamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı lehine BOZULMASINA,peşin alınan harcın istek halinde iadesine,16.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.