YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18511
KARAR NO : 2011/9629
KARAR TARİHİ : 16.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile dava dışı … …’ndan muhasebe bürosunu devir aldıklarını, bedelini birlikte ödeyerek 15.11.2007 tarihli ortaklık sözleşmesi yaptıklarını, bilahare ortaklık sözleşmesini feshettiklerini ileri sürerek, ortaklık döneminin gerçek gelirinin belirlenerek hakediş tarihinden yasal faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile ortak muhasebe bürosu açmak üzere protokol imzalandığını, ancak bu protokolün fiilen gerçekleşmediğini, bu nedenle karşılıklı olarak sözleşmeyi feshettiklerini, davacının ödediği hiç bir bedelin bulunmadığını, onun tarafından takip edilen bir defterin de kendisine bırakılmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında imzalanan 15.11.2007 tarihli ortaklık sözleşmesinde, dava dışı … Köleoğlu’nun davalı …’ya 10.10.2007 tarihinde devretmiş olduğu muhasebe bürosunda bulunan liste ile belirtilen defterlerin ortak olarak tutulacağı, bu işten elde edilecek kazancın yarı yarıya paylaşılacağı, büroda bulunan tüm demirbaş, bilgisayar ve vb. malzemelerin ve defterlerin yarı yarıya taraflara ait olacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Yine taraflar arasında imzalanan tarihsiz sözleşme ile ortaklık sözleşmesinin karşılıklı olarak feshedildiğinin yazıldığı, iki tarafın imzaladığı 20.2.2008 tarihli belge ile feshin vergi dairesine bildirildiği tüm dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır. Davacı, sözleşme tarihinde ortaklığın fiilen başladığını, davalı …’nin muhasebe bürosunu devir aldığı … Köleoğlu’na ödeyeceği 25.000 TL.na karşılık şirketine ait çeki davalı …’ye keşide edip verdiğini, ve muhtelif tarihli toplam 25.000 TL.lik senetleri kefil olarak imzalayıp verdiğini ileri sürerek çek ile senetleri ibraz etmiştir.
2010/18511-2011/9629
Bir davada dayanılan olguları belirlemek ve hukuksal açıdan nitelemek,uygulanacak yasa hükmünü arayıp bulmak hakimin doğrudan görevidir.(HUMK.md.76.) Hal böyle olunca, taraflar arasında mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, Borçlar Kanununun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen bir adi ortaklık ilişkisinin olduğunun kabulü gerekir. Davacı, ortaklığın feshi nedeni ile ortaklığa ait gelirin paylaştırılmasını eldeki dava ile talep ettiğine göre, bu talebi ortaklığın feshinin yanında tasfiye istemini de kapsamaktadır.
Adi ortaklığın ise ne şekilde sona ereceği B.K.nun 535. maddesinde, tasfiyenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı da 538 ve devamı maddelerinde gösterilmiştir. B.K.nun 535/7. madde ve bendi gereğince mahkemece adi ortaklığın feshine karar verildiğinde ortaklığın mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği karar yerinde gösterilmelidir. Tasfiyenin B.K.nun 538. ve devamı maddeleri gereğince yapılması için mahkemece öncelikle tarafların tasfiye hususunda anlaşıp anlaşamadıkları tesbit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar mevcut mal ve demirbaşların bölüşülmesinde ya da mal varlığının bir meblağ karşılığında diğerine bırakılmasında anlaşamadıkları takdirde mahkemece tayin oluşacak bir görevli marifetiyle bu malların satılmasına, öncelikle varsa ortaklığın borçlarının ödenmesine, bilahare ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yaptıkları masraflar hesaplanmalı ve herbirinin şirketten olan alacağı düşüldükten sonra geriye bir şey kalır ise bu meblağın, var ise zararın payları oranında paylaştırılmasına karar verilmelidir.
Mahkemece yukarda açıklanan hususlar göz önüne alınarak, özellikle davacı tarafından ibraz edilen senetler ile davalıya keşide edildiği bildirilen çekin ortaklığa harcanıp harcanmadığı araştırılarak , sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASıNpeşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 16.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.