YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/19033
KARAR NO : 2011/14267
KARAR TARİHİ : 12.10.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı … komisyoncusu olduğunu,22/07/2008 tarihli sözleşme ile davalının taşınmazının 22/11/2008 gününe kadar satılması için aracılığının kabul edildiğini, sözleşme süresinin bitiminden en az 15 gün önce yazılı fesih bildiriminde bulundukları takdirde sözleşmenin sona ereceği, bulunmadıkları takdirde uzama süresinin sonunda sona ereceğinin kararlaştırıldığını ve uzama süresinin 150 gün olarak belirlendiğini, satış için gerekli ilanları yaptığını ve bir çok müşteriye daireyi gösterip tanıttığını, ancak davalının 31/03/2009 tarihinde hizmet bedeli ödememek için dairesini kendisinin sattığını, sözleşmenin 3. maddesine göre satış bedelinin %4’ü olan 16.800,00 TL + %15 KDV olan 3.024,00 TL olmak üzere toplam 19.824,00 TL’nin tahsili için icra takibi başlattığını ileri sürerek, davalının haksız itirazının iptali ile %40’dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile sözleşme imzalamadığını, hakkında açılan davanın husumetten reddine karar verilmesini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, 22/07/2008 tarihli sözleşme uyarınca davalının taşınmazının satış işlemine aracılık yapmak için anlaşıldığı halde davalının taşınmazını kendisinin satarak hak ettiği komisyon ücretini ödemediği gibi başlattığı icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı, sözleşmede şirket isminin bulunmadığını,sözleşmenin Hilmi Horasanlı tarafından imzalandığını ve şirketin taraf sıfatının bulunmadığını savunmuştur. Davaya konu 22.07.2008 tarihli sözleşmenin imza kısmında Hilmi Horasanlı’nın imzasının bulunduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.Davalı sözleşmenin aslında Hilmi Horasanlı’nın isminin yanında kendi isimlerinin sonradan ilave edildiğini savunmuş,bu savunması Adli Tıp Raporu ile doğrulanmıştır. Bu durumda davalının pasif husumet ehliyeti yoktur.Öyle olunca mahkemece husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bent gereğince davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 12.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.