Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/19166 E. 2011/14387 K. 13.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/19166
KARAR NO : 2011/14387
KARAR TARİHİ : 13.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı davalı … avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı … ile vekili avukat … ile davalı … vekili avukat … gelmiş, diğer davalılar tarafından gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı taraf ile imzaladıkları Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmeleri gereğince 305 ve 329 parsel numaralı taşınmazların kendisine satışının vaat edildiğini, sözleşmeler gereğince edimlerini yerine getirdiğini, davalıların taşınmazları devretmediğini, hem taşınmazlar için ödediği bedeli hem de taşınmazların devredilmemesi nedeniyle uğradığı zararın tazminini isteyebileceğini, dava konusu taşınmazların kamulaştırıldığını, kamulaştırma bedeli kadar zarara uğradığını, uğradığı müspet zararın tazmini gerektiğini ileri sürerek, fazlası saklı kalmak üzere 10.000TL’nin faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı …, davacı ile sözleşme imzalamadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Bir kısım davalılar, davacının ancak verdiğini isteyebileceğini savunarak davayı kısmen kabul etmişlerdir.
Mahkemece,davanın ölü davalı … mirasçıları olan dahili davalılar …, … ve … 2010/19166 2011/14387
yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalılardan satış vaadi sözleşmeleri ile satışı vaat edilen taşınmazların tapuda devredilmediğini belirterek, ödediği bedel ve uğradığı zararın tazmini istemiyle eldeki davayı açmış, davalı …,davacı ile sözleşme imzalamadığını savunmuştur. Davacı, davasında noterde düzenlenen 21.3.2002 ve 16.4.2002 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmelerine dayanmış olup bu sözleşmelerde davalı … ve muris babası … taraf değildir. Muris … sözleşme tarihinden önce ölmüş olup dava ile de ilgisi yoktur. Ancak, davalı …,davacının akidi olan müteveffa annesi …’in mirasçısı olarak davacıya karşı veraset ilamındaki payı oranında sorumluluğu bulunmaktadır.Mahkemece bu husus göz ardı edilerek davalı …’in sadece müteveffa annesi muris … mirasçısı olarak sorumlu tutulması gerekirken muris babası … ’in mirasçısı sıfatıyla veraset ilamındaki payına göre de sorumlu tutulmak suretiyle yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Mahkemece,iştirak halindeki mülkiyetin müşterek Mülkiyete dönüştürülememesi, kamulaştırma kararı ve davalıların sayısındaki fazlalık nedenleriyle tapunun davacıya devredilemediği, davalı tarafın kusurunun bulunmaması nedeniyle BK.nun 117.maddesi gereğince davacının … olduğu bedelin dava tarihine uyarlanması sonucunda bulunacak meblağın davacının uğradığı zararı göstereceği,buna göre alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının ödediği toplam 75.000TL’nin dava tarihindeki değerinin 173.405,29TL olduğu gerekçesiyle bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacının bir kısım davalılarla 21.3.2002 ve 16.4.2002 tarihlerinde noterde resmi şekilde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmeleri imzaladığı,sözleşmelere konu taşınmazların kısmen kamulaştırıldığı dosya kapsamından anlaşılmakta olup bu hususlar taraflar arasında da çekişmesizdir.Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmeleri resmi şekilde yapıldığından geçerlidir.Davacı sözleşmelerin ifasının imkansız hale geldiği dava tarihindeki, sözleşme konusu taşınmaz hisselerinin kamulaştırılmayan kısmı için rayiç bedelini,kamulaştırılan kısım için kamulaştırma bedellerini isteyebilir.Öyle olunca mahkemece sözleşmelere konu taşınmaz hisselerinin kamulaştırılmayan kısmının dava tarihindeki rayiç değerleri ve kamulaştırılan kısmın kamulaştırma bedellerinin tespit edilerek kamulaştırılan kısım için kamulaştırma bedeline,diğer kısımlar için dava tarihindeki rayiç bedel miktarına hükmedilmesi gerekirken 2010/19166 2011/14387
eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde davacının ödediği bedelin dava tarihinde ulaştığı değere hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Mahkemece davalı … ’in mirasçıları …,… ve …’in mirası reddettikleri gerekçesiyle bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Davalı … ’in yargılamanın devam ettiği esnada 20.9.2009 tarihinde vefat ettiği,mübrez veraset ilamına göre mirasçılarının davaya dahil edildiği, davaya dahil edilen davalı mirasçıların Küçükçekmece 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.3.2010 tarihli 2009/2132 esas 2010/454 karar sayılı kararıyla mirası reddettikleri dosya kapsamından anlaşılmakta olup bu hususlar taraflar arasında da çekişmesizdir.TMK’nun 612. maddesinde “En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.” hükmü düzenlenmiştir. Davalı müteveffa … ’in davaya dahil edilen davalı mirasçıları tarafından miras reddedildiğine göre mahkemece yukarda anılan kanun hükmü gereğince işlem yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile mirası reddeden davalı mirasçılar yönünden davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı …,ikinci ve üçüncü bent gereğince davacı yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde davalı … ile davacıya iadesine, 13.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.