Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/19236 E. 2011/7749 K. 11.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/19236
KARAR NO : 2011/7749
KARAR TARİHİ : 11.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, kardeşi olan davalıyı 03.02.2005 tarihinde Hannover Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen vekaletname ile taşınmazını satması için vekil tayin ettiğini, davalının vekalete binaen aynı tarihte taşınmazını 60.000.00. Euro’ ya dava dışı üçüncü kişiye satmasına rağmen kendisine 43.500.00. Euro’ ya sattığını söylediğini ve ayrıca davalının sattığının söylediği 43.500.00. Euro’ dan da kendisine 5.078.00. Euro eksik ödeme yaptığını belirterek toplam 21.578.00. Euro’ nun davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının daha önceden verdiği vekalet ile Türkiye’ deki işlerini yürüttüğünü, taşınmazın satıldığı 03.02.2005 tarihinde verilen vekalet doğrultusunda davacının da isteği doğrultusunda taşınmazın 43.500.00. Euro’ ya satıldığını ve bu parayı kendi hesabına yatırdığını, bu paradan 1.500.00.Euro’ yu Citibank ve 1.500.00. Euro’ yu akrabaları … aracılığıyla davacıya gönderdiğini, davacının Türkiye’ de sosyal güvenlik kurumundan emekli olması için 7.300.00. Euro ödediğini ayrıca davacı ile 2006 ve 2008 yıllarında alacak ve verecek yönünden hesaplaştıklarını ve kalan 5.600.00.Euro’yu da Eylül 2008’ de davacının banka hesabına yatırdığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1.Her ne kadar Mahkemece, davacının davaya konu evin 60.000.00. Euro’ ya satıldığını ve kendisine eksik ödeme yapıldığını kanıtlayamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; Davalının, davacıya ait taşınmazı aldığı vekalete binaen sattığı ve satım bedelini de kendi hesabına yatırdığı dosya kapsamı ile sabittir. İleri sürülüş şekli ve dayanılan olgular çerçevesinde, davacının bu davadaki alacak isteminin, vekalet görevinin kötüye kullanılması, özellikle de, vekilin özen ve sadakatle … görme ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranılması hukuksal nedenine dayandırıldığı çok açıktır. Gerçekten de vekil, vekaleti iyi bir surette ifa ile yükümlüdür. (B.K. md. 390/2) Eş söyleyişle, müvekkilin kendisine verdiği görevi özen ve sadakatle ifa etmek yükümlülüğü altındadır. Öte yandan, müvekkilin talebi üzerine, yapmış olduğu işin hesabını vermekle, her ne nam ile olursa olsun, almış olduğu şeyi müvekkile tediye etmekle yükümlüdür. (B.K.md. 392/1) Vekilin hesap verme yükümlülüğüne, üçüncü kişilerden aldığı değerler evleviyetle dahildir. Belirtilen yükümlülüklere aykırı davranılması halinde vekilin, müvekkile karşı, onun bu yüzden uğradığı zararı tazmin yükümlülüğünün ortaya çıkacağı da çok açıktır. Bu ilke ve kurallar altında somut olaya bakıldığında, davacının, tapudaki satış işlemine ilişkin akit tablosunda gösterilen bedelden daha fazla miktarda bir alacak isteminde bulunmakla, vekili olan davalının, taşınmazı gerçek değerinin altında bir bedelle sattığı ve böylece satış işleminde özen ve sadakatle … görme borcuna aykırı davrandığını da ileri sürdüğünün kabulü gerekir. Bu durumda, davalının gerek hesap verme ve gerekse, özen ve sadakatle … görme yükümlülüklerine aykırı davranıp davranmadığının saptanabilmesi için, satış işleminin yapıldığı tarihteki koşullar ve özellikle taşınmazın o tarihteki değeri göz önünde tutulmalıdır. Mahkemece taşınmazın davalı tarafından üçüncü kişiye satıldığı 03.02.2005 tarihi itibariyle gerçek rayiç değerinin mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tespit edilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmesi bozmayı gerektirir.
2.Davalının, vekil olarak davacıya karşı hesap verme yükümlülüğü vardır ve tahsil ettiği tarihten itibaren davacıya karşı sorumludur. Davalı vekil sıfatıyla taşınmazın satışından 43.500.00. Euro aldığını ve bu parayı kendi hesabına yatırdığını, bu paradan 1.500.00.Euro’ yu Citibank ve 1.500.00. Euro’ yu akrabaları … aracılığıyla davacıya gönderdiğini, davacının Türkiye’ de sosyal güvenlik kurumundan emekli olması için 7.300.00. Euro ödediğini, davacı ile 2006 ve 2008 yıllarında hesaplaştıklarını ve kalan 5.600.00.Euro’yu da Eylül 2008’ de davacının banka hesabına yatırdığını savunmuştur. Mahkemece, davalının savunmasında belirtilen hususlardan sadece 2008 yılı Eylül ayına ait banka kayıtları celp edilmiş, diğer hususlar yönünden bir araştırma yapılmamıştır. Bu davada ispat yükü, mahkemenin kabulünün aksine davacıya değil, davalı vekile aittir. Böyle olunca, mahkemece bu savunma üzerinde durulmalı ve taraflarca sunulan deliller değerlendirilerek ve gerekli araştırma yapılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek ispat yükünün davacıya ait olduğu gerekçe gösterilerek taraflar arasındaki ilişkinin hukuki tavsifinde hataya düşülmek ve ispat yükü ters çevrilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3.Bozma nedenlerine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 3. bentte açıklanan nedenle davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 11.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.