YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2148
KARAR NO : 2010/10233
KARAR TARİHİ : 08.07.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, kardeşi olan davalı ile Temmuz 2006 tarihinde devren ekmek fırını satın alarak adi ortaklık kurmak suretiyle işletmeye başladıklarını, devir alma bedelinin 7.650YTL’sini kendisinin ödediğini, ortaklığın devamı sırasında hamur yoğurma ve hamur kesme makinaları ile kamyonet satın alarak ortaklığın demirbaşları arasına kattıklarını, kendisinin ortaklıkta fiilen çalıştığını, ortaklığın 2007 yılı Nisan ayı sonuna kadar sürdüğünü,bu tarih itibariyle ortaklığın davalı tarafından feshedildiğini, kendisine hiçbir bedel ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla feshedilen adi ortaklığa ait demirbaşların dava tarihi itibariyle saptanacak rayiç değerlerinin ve ortaklığın başlama tarihinden fesih tarihine kadar olan ortaklık kazancından payına isabet eden 10.000YTL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, aralarında adi ortaklık bulunmadığını,işletmenin kendisine ait olup davacının sadece emek sunduğunu,davacının işyerini fiilen Ekim 2006 tarihinde terk ettiğini,terk ettikten sonra ara sıra geldiğini,işletmenin borçlarının olduğunu,davacının alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı,davalı ile Temmuz 2006 tarihinde devren ekmek fırını satın alarak adi ortaklık kurmak suretiyle işletmeye başladıklarını,ortaklığın Nisan 2007 tarihinde davalı tarafından feshedilerek kendisine herhangi bir bedel ödenmediğini ileri sürerek ortaklığa alınan demirbaşların dava tarihindeki rayiç değeri ile ortaklık kazancından payına düşen miktarın fazlasını saklı tutarak şimdilik 10.000YTL’nin davalıdan tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.
HUMK.nun 76. maddesi uyarınca davada maddi olguların açıklanması taraflara, ileri sürülen maddi olguların hukuki nitelendirilmesi ve uygulanacak yasa maddelerinin tespit edilmesi ise hakime ait bir görevdir. Davadaki ileri sürülüşe göre, davacı
tarafından varlığı iddia edilen sözleşmenin, Borçlar Kanununun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık sözleşmesi olup, uyuşmazlığın da adi ortaklık hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Borçlar Kanununun adi ortaklığa ilişkin 520 ve onu izleyen maddeleri gereğince adi ortaklığın kurulabilmesi için yazılı şekil gerekli olmayıp, adi ortaklık sözleşmesi sözlü olarak da yapılabilir.Taraflar arasında ekmek fırını işletilmesi hususunda Temmuz 2006 tarihinde sözlü anlaşma ile adi ortaklık kurulduğu,bilahare bu ortaklığın fiilen son bulduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Ortaklık son bulduğuna göre tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye,bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK.nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir. Açıklanan bu hukuki olgular karşısında öncelikle ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle aktif ve pasif mal varlığı belirlenmeli, taraflardan ortaklık hesabını gösterir hesap istenilmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen varlığın ne şekilde tasfiye edileceği taraflardan sorulmalı, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar tasfiye konusunda anlaşamadıkları takdirde, mahkemenin tayin edeceği tasfiye memuru marifetiyle tespit edilen ortaklık varlığının değerleri bilirkişi marifetiyle belirlenip, elde edilen gelirden veya belirlenen değerlerinden öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra kalan kısmın taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmelidir.Mahkemece , açıklanan şekilde tarafların iddia ve savunmaları üzerinde durularak yukarıda açıklanan şekilde fesih ve tasfiyeye karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gerekir.
2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün taraflar yararına BOZULMASINA,ikinci bent gereğince tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 78.50 tl temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine ve yine peşin alınan 15.60 TL temyiz harcının istek halinde davacıya, 8.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.