YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2909
KARAR NO : 2010/14953
KARAR TARİHİ : 11.11.2010
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı vekili avukat …’un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket, davalı avukata vekâletname verdiklerini, davalının şirketin avukatı olarak dava dışı şirketten alacağının tahsili için icra takibi başlattığını, takibin kesinleştiğini, davalının icra dosyasından yapılan ilk tahsilâttan şirkete hiç ödeme yapmadığı gibi sonraki tahsilâtları da eksik ödediğini, davalının bu nedenle 30.10.2006 tarihli azilname ile azledildiğini, hakkında başlatılan icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürek, itirazın iptaline ve %40 icra ve inkâr tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı şirketin asıl sahibi olan …’ın birçok şirket kurduğunu, sürekli şirket ismi değiştirdiğini, …’ın sahibi olduğu diğer şirketlerinde avukatlığını yürüttüğünü, bu şirketlerin ve müdürlerinin işleri nedeniyle hak ettiği vekâlet ücretinin ödenmediğini, dava konusu icra dosyasında da ödenmeyeceğinin kuvvetle muhtemel olduğunu, bu nedenle Avukatlık Kanunu gereğince hapis hakkını kullandığını, ilk tahsilâttan 40.000-TL’nin …’a ödendiğini, bu ödemenin dahi şirketin asıl sahibinin … olduğunu gösterdiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davacı şirket ile … firması, … Firması, … Firması ve bu firmaların ortakları arasında organik bağın olduğu, firmaların … tarafından organize edilerek kurulduğu, bir süre sonra mali açıdan sıkıntı baş göstermesi ihtimaline binaen ya kapatıldığı, ya da hisselerinin
2010/2909-14953
3. şahıslara devredildiği, …’ın kâğıt üzerinde ortak olarak görünmemesine rağmen, şirketlerin yönetimine bizzat katıldığı, davalı avukatın bu firmalarla ilgili olarak verdiği hizmetlerin karşılığını tahsil amacıyla … firması adına tahsil ettiği alacak üzerinde Av.K.166. maddesi gereğince hapis hakkını kullanabileceği yönünde görüş bildiren bilirkişi heyeti raporu ve ek raporu esas alınarak, davacı şirketle ve diğer şirketlerle ilgili olarak davalı avukat tarafından görülen işler nedeniyle, davalı lehine tahakkuk eden ücretler toplamının l49.l83,02.TL olduğu, buna mukabil davacı tarafça davalıya ödenen ve davalı uhdesinde kalan paralar toplamının 97.646.26.TL olduğu, bu çerçevede davacı şirketin davalı avukattan herhangi bir alacağının bulunmadığı, davalı vekilinin yapılan icra takibindeki itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, davacı şirketin vekili olarak atanan davalı avukatın dava dışı şirket aleyhine başlattığı icra takibi nedeniyle, icra dosyasında yapılan tahsilâtlardan uhdesinde bulundurduğu miktar için şirket tarafından başlatılan takibe itirazın iptaline ilişkindir. Davalı avukatın İzmir 2. İcra Müdürlüğü’nün 2006/9936 sayılı icra dosyasında, davacı şirketin vekili sıfatıyla dava dışı … Ltd. Şti. aleyhine icra takibi başlattığı, yapılan tahsilatların bir kısmını uhdesinde tuttuğu tarafların ve mahkemenin kabulündedir. Davacı şirket, davalının icra dosyasından yapılan ilk tahsilattan şirkete hiç ödeme yapmadığı gibi sonraki tahsilatları da eksik ödediğini, davalının bu nedenle 30.10.2006 tarihli azilname ile haklı olarak azledildiğini, hakkında başlatılan icra takibine de haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini istemiştir. Davalı avukat, davacı şirketin asıl sahibinin … olduğunu, …’ın sahibi olduğu diğer şirketlerinde avukatlığını yürüttüğünü, bu şirketlerin ve müdürlerinin işleri nedeniyle hak ettiği vekalet ücretinin ödenmediğini, dava konusu icra dosyasında da ödenmeyeceğinin kuvvetle muhtemel olduğunu, bu nedenle icra dosyası ve diğer firmalar için takip ettiği dosyalar nedeniyle hak ettiği vekalet ücreti için Avukatlık Kanunu gereğince hapis hakkını kullandığını, ilk tahsilattan 40.000-TL’nin …’a ödendiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, …, Merttaş ve … şirketleri ile davacı şirket arasında organik bağ bulunduğu, firmaların … tarafından organize edilerek kurulduğu, bir süre sonra mali açıdan sıkıntı baş göstermesi ihtimaline binaen ya kapatıldığı, ya da hisselerin 3. şahıslara devredildiği, …’ın kağıt üzerinde ortak olarak görünmemesine rağmen, şirketlerin yönetimine bizzat katıldığı, davalı avukatın, bu firmalarla ilgili olarak verdiği hizmetlerin karşılığını tahsil amacıyla … firması adına tahsil ettiği alacak üzerinde Av.K.166. maddesi gereğince hapis hakkını kullanabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar
2010/2909-14953
Verilmiştir. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden … Ltd. Şti.’nin müdürünün …, … ve … Ltd.Şti.’nin müdürünün …’ın boşanmış olduğu eşi Radiye Aral, davacı şirketin müdürünün ise …’ın kızı … olduğu, bir başka ifade ile her bir şirketin farklı kişiler tarafından temsil edildiği anlaşılmaktadır….’ın şirketlerin yönetimine yardım etmesi veya şirket müdürleri arasında akrabalık ilişkisinin bulunması, adı geçen şirketler arasında organik bağ bulunduğunu kabul etmek için tek başına yeterli değildir. Zira, bu şirketlerin ayrı ayrı tüzel kişiliklerinin bulunduğu açıktır. Davalı avukatın, davacı şirket dışındaki şirketler ve yetkilileri için takip ettiği işler ve dosyalar nedeniyle her bir şirketten ayrı ayrı vekalet ücreti talep etme hak ve yetkisi mevcuttur. Açıklanan nedenlerle, davalı avukatın, dava dışı şirketler ve yetkililerinden olan vekâlet ücreti alacaklarından dolayı, davacı şirket için başlatılan takip sonunda yapılan tahsilâtlardan Av. Kanunu 166. maddesi gereğince hapis hakkını kullanamayacağının kabulü gerekir. Öyle olunca, davacı şirketin anılan gerekçe ile davalı avukatı azletmesi haklıdır. Hemen belirtmek gerekir ki, davalı avukatın haklı olarak azledilmesi sebebiyle takip ettiği icra dosyası için herhangi bir ücret talep etmesi mümkün değildir. Mahkemece, değinilen bu hususlar gözetilerek, hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Kabule göre de, icra dosyasında yapılan 40.000-TL ödemenin kimin adına yapıldığı araştırılmadan, …’a yapıldığı gerekçesiyle, davacı şirkete ödendiğinin kabul edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 11.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.