Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/3489 E. 2010/11628 K. 16.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3489
KARAR NO : 2010/11628
KARAR TARİHİ : 16.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 2005 yılı yaz sezonunda 66 dekar tarlaya biber fidesi ekmek üzere sözleşme imzaladıklarını, davalının kendisine tanesi 15.000TL’den 430.000 adet biber fidesi verdiğini, sözleşme gereğince davalının hasat sezonu sonuna kadar ürün alımının devam edeceğini taahhüt etmesine rağmen sezon ortasında ürün alımını durdurduğunu,ürünü başkasına satamadığı için yaptırdığı tespite göre 10.020TL zarara uğradığını ileri sürerek,fazlası saklı kalmak üzere 5.000TL gelir kaybı alacağı ile dekar başına 600TL olmak üzere 5.000TL cezai şartın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK.nun 381.maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm
2010/3489-11628
sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Somut olayda, mahkemece hüküm kurulurken kısa kararda davanın kabulüne, 9.219,25TL maddi tazminatın 5.000TL’sinin dava tarihinden, 4.219,25TL’sinin ıslah tarihi olan 17.02.2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, gerekçeli kararda ise kısa kararda maddi hata nedeniyle 8.758,28TL yazılması gerekirken 9.219,25TL yazılmış olduğu belirtilerek maddi hata şerhi düşülmek suretiyle 9.219,25TL olarak yazılan maddi tazminatın 8.758,28TL olarak ve ıslah tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilen 4.219,25TL’nin 3.758,28TL olarak değiştirilmiştir. Gerekçeli karar ve kısa karardaki hükmün az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Mahkemece, az yukarda açıklandığı üzere ve 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde, yeniden bir karar verilmesi için çelişkili ve infazda tereddüt yaratacak mahiyette kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan Nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, aşağıda dökümü yazılı 354.00 TL kalan harcın temyiz edenden alınmasına, 16.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.