Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/3536 E. 2010/16342 K. 07.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3536
KARAR NO : 2010/16342
KARAR TARİHİ : 07.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Özge Kahraman ile davalı vekili avukat Şükriye Altınbaşak’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, 23.12.2003 tarihli vekaletname ile davalının vekili sıfatıyla, … 2.İdare Mahkemesinin 2004/1216 esas sayılı dosyası üzerinden, BBDK ve Sermaye Piyasası Kurulu aleyhine tam yargı davası açtığını, ne var ki yargılama devam etmekte iken, 3.8.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan, 3.7.2006 tarih ve 2006/10727 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile, dava konusu alacağın, … Bankasında davalı adına açılan hesaba yatırıldığını, bunun üzerine İdare Mahkemesince, “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulduğunu, ancak sözleşmede öngörülen ücret alacağı ödenmediği gibi, tahsili için başlatmış olduğu icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile imzalanan ücret sözleşmesinde davacıya, 250,00 TL maktu ve davanın kazanılması şartına bağlı olarak da, mahkemece karara bağlanacak tutarın, %3’ü üzerinden hesaplanacak vekalet ücretinin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak yapılan yasal düzenleme gereğince, İdare Mahkemesinde açılan davada, “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulduğunu, davada kazanılan bir miktar olmadığından %3 nispi vekalet ücretinin talep 2010/3536-16342
edilemeyeceğini, 250 TL maktu ücretin de ödenmiş olması nedeniyle davacının herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu gereğince, sözleşmenin geçersiz olduğu kabul edilmek suretiyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesaplanan miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne, takibe vaki itirazın, 35.758,44 TL asıl alacak, 273,33 TL işlemiş faiz üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazla talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı avukatın, 23.12.2003 tarihli vekaletname ve aynı tarihli avukatlık ücret sözleşmesi ile davalının vekili olarak, … 2.İdare Mahkemesinin 2004/1216 esas sayılı dosyası üzerinden açmış olduğu davada, mahkemece verilen 19.11.2007 tarihli kararla, dava konusu alacağın, TMSF tarafından davacının banka hesabına yatırılmış olması nedeniyle, “karar verilmesine yer olmadığına” karar verildiği, davacının, davalı müvekkili tarafından alacağın haricen tahsil edilmiş olması nedeniyle sözleşmede öngörülen ücret alacağının tahsili için de eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
16.12.2003 tarih ve 2003/6668 Sayılı Bankalar Kanununun 14.maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, “Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan T.İmar Bankası A.Ş nezdinde bulunan Tasarruf, Ticari Kuruluşlar ve Diğer Kuruluşlar Mevduatının, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca Ödenmesine İlişkin Esas ve Usuller Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararı”nın 3.maddesinin a bendinin 2.fıkrasında, “…. hak sahiplerine, ekte yer alan ibraname ve taahhütname alınmak kaydıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından ödeme yapılacağı…” hükmüne yer verilmiş olup, hak sahiplerine ödeme yapılması fırsatını doğuran bu hükümden yararlanmanın ön koşulu, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, ibraname ve taahhütname imzalanmasıdır. Dava konusu olayda da davalı, yasal düzenlemenin sağladığı bu olanaktan yararlanarak, daha önce davacının kendisine vekaleten açmış olduğu davanın konusunu oluşturan alacağını, dava dışı TMSF’den haricen tahsil etmiş olup, davalının, alacağına bir an önce kavuşması açısından, dava yoluna göre daha avantajlı olanaklar sunan bu yasal düzenlemenin gerektirdiği şekilde davranmasının, kendi aleyhine sonuç doğurması kabul edilemez. Bu kabule göre de, dava konusu 2010/3536-16342
alacağın, yapılan yasal düzenleme gereğince hasım taraftan haricen tahsil edilmiş olması nedeniyle, davalı vekalet ücretinin tamamından sorumlu tutulamaz. Ancak davacı avukatın, vekaletin başladığı tarihten, alacağın davalının Banka hesabına yatırıldığı tarihe kadar davalıya sağladığı hukuki yardım nedeniyle sarf ettiği emek ve mesaiye karşılık, hak ve nesafete uygun bir avukatlık ücreti talep edebileceği de kabul edilmelidir. O halde mahkemece, davacı avukatın, davalının vekili sıfatıyla, sarf etmiş olduğu emek ve mesaisi değerlendirilerek, hak ve nesafete göre alması gereken vekalet ücreti tespit edilip, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, açıklanan hususlar göz ardı edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ : 1. Bent gereğince davacının temyiz itirazlarının reddine, 2. Bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 486,45 TL. temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 07.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.