Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/3864 E. 2010/11273 K. 14.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3864
KARAR NO : 2010/11273
KARAR TARİHİ : 14.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı tarafından aleyhine … İcra Md.2007/11656 esas sayılı dosyası üzerinden 35.000 YTL lik ilamsız icra takibi başlatıldığını, takipten sonradan haberdar olduğunu, takibe dayanak yapılan satış için temsil sözleşmesinde davalı tarafın imza ve kaşesinin bulunmadığını, oysa BK. 404 maddesi gereği gayri menkul tellallığı sözleşmesinin yazılı olması gerektiğini belirterek borçlu olmadığının tespiti ile %40 oranında tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmenin aslında imzası bulunduğunu, icra dosyasındaki imzasız sözleşmenin fotokopi olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının … 4.İcra Müdürlüğünün 2007/11656 sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, takip yapılan asıl alacak miktarı üzerinden % 40 tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K.’nun 72/5 maddesi uyarınca borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan icra takibinde bulunan alacaklının icra takibi yapmakta haksız ve kötü
2010/3864-11273
niyetli olması halinde, alacaklı-davalı aleyhine tazminata hükmedilmesi mümkündür. Bir başka deyişle, alacaklının icra takibi yapmakta haksız bulunmasının yanında, kötüniyetli olduğunun belirlenmesi halinde tazminata hükmedilebilir. Bu itibarla kötüniyetli olduğu ispat edilemeyen alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi olanaklı değildir. Dava konusu olayda, davalının icra takibi yapmakta kötüniyetli olduğu iddia ve ispat edilememiştir.
Mahkemece, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğunun ispat ve iddia edilmediği gözardı edilerek davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca, mahkeme kararının 1.bendinde yer alan davalının kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına ilişkin cümlenin karardan çıkartılarak yerine aynen “yasal koşulları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı isteminin reddine” sözlerinin yazılmasına, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 14.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.