YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4641
KARAR NO : 2010/17406
KARAR TARİHİ : 21.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı, davalı tarafça duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat …gelmiş, davalı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı avukat Rahime Kaya’nın davalıdan olan vekalet ücreti alacağı için başlatmış olduğu …İcra Müdürlüğünün 2008/1363 esas sayılı takip dosyasındaki alacağı temlik aldığını, davalının takibe itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesi istemiştir.
Davalı, takip konusu alacağı temlik eden dava dışı Rahime Kaya’nın, kendisinin vekili olarak …1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/413 esas sayılı davasını takip ettiğini, bilgisi ve onayı olmadan 500.000,00 TL üzerinden dava açtığını, oysa ki sonradan ek dava açılması mümkün olduğundan davanın “kısmi dava” şeklinde açılabileceğini, yüksek miktarda vekalet ücreti alabilmek için bu şekilde dava açıldığını öğrenince dava dışı avukatını 25.2.2008 tarihinde haklı olarak azlettiğini, davacının, avukat Rahime Kaya’nın annesi olup, haklı azil nedeniyle vekalet ücreti talep edemeyeceğini, kaldı ki 1.900,00 TL vekalet ücretini de daha önce peşin olarak … olduğundan davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini, %40 inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, 12.10.2009 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, dava dışı avukat Rahime Kaya’nın vekaletten azledilmesinin haklı olduğu, yazılı bir vekalet sözleşmesi bulunmadığından dava dışı Avukatın, azil tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 500,00 TL vekalet ücretine hak kazandığı kabul edilerek, davanın kısmen kabulüne, takibe yapılan itirazın 500,00 TL’lik kısmının iptali ile takibin bu miktar
2010/4641-17406
üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, %40 inkar tazminatının davlıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dava, vekalet ücreti alacağına ilişkin olup, dava dışı Avukat Rahime Kaya’nın, davalının vekili olarak …1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan “hisse devri ve alacak” davasını takip ettiği, ancak yargılama devam etmekte iken 25.2.2008 tarihinde azledildiği, dava dışı avukat tarafından vekalet ücreti alacağının tahsili için 11.3.2008 tarihinde takip başlatıldığı, 12.3.2008 tarihinde takip alacağının davacıya temlik edildiği, davacı tarafından da itirazın iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, dava dışı Rahime Kaya’nın vekaletten azlinin haksız olduğunu, bu nedenle takip konusu vekalet ücretinin ödenmesi gerektiğini ileri sürmüş, davalı ise azlin haklı olduğunu, ücret talep edilemeyeceğini savunmuştur. O halde taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık, azlin haklı olup olmadığı ile ilgili olup, ancak bunun sonucuna göre davalının vekalet ücreti ödemekle yükümlü olup olmadığı, yükümlü ise ödenmesi gereken ücretin miktarı belirlenebilecektir.
Avukatlık Kanununun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” Hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil, avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Buna karşılık haksız azil halinde ise avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahip olup, avukatın, azille birlikte üzerine aldığı işi devam ettirip tamamlama olanağı kalmadığından, azilden sonra davanın müvekkil lehine ya da aleyhine sonuçlanmış olması da, sonuca etkili değildir. Kaldı ki azille birlikte vekalet ücreti muaccel hale geleceğinden, alacağın tahsili için işin sonuçlanmasını beklemeye de gerek yoktur.
Dava konusu olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda özetle, “dava dışı avukat Rahime Kaya’nın davalıyı vekil olarak temsil ettiği davada, “şirket hisse devrine” ilişkin 7.6.2007 tarihli devir sözleşmesinde, devredilen pay bedelinin 25.000,00 TL olması nedeniyle, 27.12.2007 tarihinde açılan davada 500.000,00 TL’nin talep edilmesinin dikkat çekici olduğu, vekalet görevinin gerektirdiği özen ve sorumluluğun yerine getirildiği konusunda kesin kanaate ulaşılamadığından davalının dava dışı vekilini azletmesinin haklı olduğu, haklı olarak azledilen avukatın kural olarak ücret talep edemeyeceği, azlin haklı olduğu kabul edilmese dahi, vekalete esas …Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2007/413 esas sayılı dava reddedilmiş olup, Avukatlık Kanununun 164/4. maddesinde ifade edilen “kazanılan bölüm” olmadığından talep edilebilecek ücretin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirtilen maktu ücret olan 500,00 TL olduğu, daha önceden yapılan ödeme nedeniyle davalının vekalet ücreti borcu bulunmadığı, Avukatlık Kanununun 163. maddesinin 2. fıkrasında bulunan “….ifa edilmiş sözleşmenin geçersizliği ileri sürülemez.” Hükmü gereğince, daha önce ödenmiş olan 1.900,00 TL vekalet ücretinin iadesinin de talep
2010/4641-17406
edilemeyeceği” belirtilmiş, mahkemece de söz konusu rapor gereğince azlin haklı olduğu, azil tarihindeki Avukatlık Ücret Sözleşmesine göre de dava dışı Avukatın 500,00 TL ücrete hak kazandığı benimsenerek, bu miktar vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa ki vekil olarak takip edilen …Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2007/413 esas sayılı dava, harca esas değer 500.000,00 TL gösterilmek suretiyle bizzat davalı asil tarafından 17.12.2007 tarihinde açılmış, dava dışı Avukat Rahime Kaya’ya ise bu tarihten sonra 14.1.2008 tarihinde vekaletname verilmiş, avukat tarafından da söz konusu vekaletname 7.2.2008 tarihinde dosyaya ibraz edilmek suretiyle bu tarihten sonra dava takip edilmeye başlanmış olduğundan, olayda dava dışı avukatın yüksek miktar üzerinden dava açtığından söz edilemeyeceği gibi, bu konunun haklı azil nedeni olarak kabul edilmesi de mümkün değildir. Bu durumda söz konusu davayı özenle ve gereği gibi takip eden dava dışı avukatın haklı nedenle azledildiği kanıtlanamamıştır. Dolayısıyla azil haksız olup, yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığından, dava dışı avukatın hak ettiği vekalet ücreti, 5043 sayılı yasa ile değişik Avukatlık Kanununun 164/4. maddesinde belirtilen “müddeabihin” değerinin %10’u ile %20’si arasında tespit ve takdir edilerek, belirlenecek bu miktardan, daha önce peşin olarak ödenen ücretin de mahsubundan sonra kalan miktar üzerinden hüküm kurulmalıdır. Az yukarda da açıklandığı üzere avukatın, azille birlikte üzerine aldığı işi devam ettirip tamamlama olanağı kalmadığından, azilden sonra davanın müvekkil aleyhine sonuçlanmış olması, bilirkişi raporunda belirtilen görüşün aksine, sadece maktu ücretin ödenmesini de gerektirmez. Mahkemece “azlin haklı olduğu” yönündeki kabul, isabetsiz olduğu gibi, hükme esas alındığı belirtilen bilirkişi raporunda, “haksız azlin” kabulü halinde ödenmesi öngörülen maktu ücretin tahsiline karar verilmiş olması da, kabul şekli yönünden çelişkilidir. O halde açıklanan tüm bu nedenler gözardı edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bent gereğince davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 21.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.