YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4656
KARAR NO : 2010/14956
KARAR TARİHİ : 11.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı-karşı davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile “…” adlı işyerinin ortaklığı konusunda … 15. Noterliği’nin 03.08.2006 tarihli ortaklık sözleşmesini düzenlediklerini, gazinoyu birlikte işleteceklerini, kâr ve zararın eşit olarak paylaşılacağını, toplam 50.000-TL sermaye konulduğunu, 2006 yaz sezonunda gazinoyu birlikte işlettiklerini, ancak daha sonra davalının kendisini bir daha gazinoya almadığını ileri sürerek, sözleşmenin aynen ifasına, aynen ifa mümkün olmazsa ortaklığa koymuş olduğu 25.000-TL sermayenin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının sözleşmeye uymadığını, sermaye olarak sadece 9.500-TL getirdiğini, işletmenin hiçbir giderine katılmadığını, tüm demirbaşlar ve personelin kendisine ait olduğunu, sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmek zorunda kaldığını savunarak, davanın reddini dilemiş, karşı davasında ise, davacının eksik ödediği 15.500-TL sermayenin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak davacının davasının kısmen kabulüne,8.156,69-TL alacağın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı-karşı davacının davasının ispatlanamadığından reddine, karar verilmiş; hüküm, davalı-karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ve davalının, … ünvanlı işyerini %50 hisse ile ortak olarak işletecekleri konusunda … 15. Noterliği’nin 03.08.2006 tarihli ortaklık sözleşmesini düzenledikleri ve taraflar arasında bir adi ortaklık oluşturulduğu hususu ihtilafsız olup, tarafların ve mahkemenin kabulündedir. Davacı, dava dilekçesinde sözleşmenin aynen ifasını, bu mümkün olmazsa ortaklığa koymuş olduğu sermayeyi istediğine göre, bu talebin adi ortaklığın tasfiyesi isteğini de kapsadığında duraksama bulunmamalıdır. Keza, davalı da … 3. Noterliği’nin 08.12.2006 tarihli ihtarnamesi ile ortaklık sözleşmesini tek taraflı olarak feshetmiştir. Taraflar arasında ortaklığın tasfiyesine ilişkin bir
2010/4656-14956
anlaşma bulunmadığına göre tasfiyenin mahkemece yapılması zorunludur. Mahkemece, bu tasfiye yapılırken de BK’nun 538. ve devamı maddelerin hükümleri göz önünde bulundurmalıdır. Ne var ki, somut olayda tasfiye işlemi BK 538 ve onu izleyen madde hükümlerine uygun olarak yapılmamıştır. BK’nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp, ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK’ nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir. Açıklanan bu hukuki olgular karşısında öncelikle ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle aktif ve pasif mal varlığı belirlenmeli, ortaklığı yöneten ve idareci ortak olan davalıdan ortaklık hesabını gösterir hesap istenilmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği taraflardan sorulmalı, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar tasfiye konusunda anlaşamadıkları takdirde, mahkemece, tayin edilecek tasfiye memuru marifetiyle tespit edilen ortaklık mallarının mevcut olanlarının satılmasına, şayet bu mallar mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle belirlenip, elde edilecek gelirden veya malların belirlenen değerlerinden öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra kalan kısmın taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmelidir. Açıklanan biçimde inceleme ve araştırma yapılmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 110.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 11.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.