YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4730
KARAR NO : 2010/7464
KARAR TARİHİ : 01.06.2010
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 1.6.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı, davalının kredi kartından kaynaklanan borcunun ödenmediği iddiası ile hakkında icra takibi başlattığını adına düzenlenen iki adet kredi kartı sözleşmesi altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek, borçlu olmadığının tesbitini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu ile sözleşmedeki imzanın davacıya ait olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, itibar edilen bilirkişi raporunda davacı adına düzenlenen kredi kartı sözleşmesi altındaki imzanın davacıya atfen atılan imza olmadığı, davacının orijinal imzalarından model alınarak atılmış, sahte imzalar olduğu belirlendiğinden davanın reddi cihetine gidilmiştir. Oysa davalı banka, davacının kredi kartı başvurusu üzerine kredi kartının davacının ortağı olduğu “… İnşaat Madencilik Dış Ticaret Ltd. şti’ne ait” … …” adresine gönderilerek davacı tarafından bu kredi kartının kullanıldığını iddia ettiğine göre sadece kredi kartı sözleşmesindeki imzanın davacı eli mahsulü olup olmadığının belirlenmesi ile yetinilmeyip kredi kartının fiili kullanıcısının davacı olup olmadığının araştırılması gerekir. Her ne kadar davacı, dava dilekçesinde artık bu adresle şirketteki ortaklığını devrettikten sonra ilgisinin kalmadığını söylemiş ise de, eldeki dava için verilmiş 25.4.2005 tarihli vekaletnamede halen aynı … adresini kullandığı, dosyadaki delillerden anlaşılmaktadır. O halde kredi kartlarındaki harcamalara ilişkin slipler, kredi kartlarının, başvuru formları, kartların kime teslime dildiğine dair, teslim belgeleri getirtilerek belgelerdeki imzanın davacıya ait olup olmadığının bilirkişi incelemesi yaptırılarak araştırılması gerekir.
Öte yandan gerek davacı ve gerekse davalı taraf birbirlerini kredi kartını kullanan dava dışı kişi veya kişilerle (kayıtlara göre İbrahim Güray), (el ve işbirliği yapmak suretiyle) anlaşmalı olarak hareket etmekle suçlamış, mahkemece bu önemli maddi olgu üzerinde durulmamış, olay aydınlatılmamış, bu olaya karışan kişilerin ifadesine başvurulup, beyanları tartışmaya açılıp değerlendirilmemiş ve tarafların iddia ve savunmaları Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun tanıdığı olanak oranında ispat imkanı tanınmamıştır.
Mahkemece, yukarıdaki maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak gerekli deliller toplanmak suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde hüküm kurulmak gerekirken sadece tasarruf belgesindeki imzanın davacıya ait olmadığı hususu saptanarak eksik ve yetersiz incelemeyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, hükmün bozulması gerekir. O nedenle sayın çoğunluğun aksi yönde oluşan hükmün onanması görüşüne katılamıyorum.