YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4782
KARAR NO : 2010/11244
KARAR TARİHİ : 14.09.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı …’den kiralamış olduğu taşınmaz üzerine lokanta, büfe ve benzeri yapılar inşa ettiğini, ancak davalının üçüncü kişilere olan borçları nedeniyle kendisine ait yapılarla birlikte kiralanana haciz konulduğunu, değeri 41.439,82 TL olarak tespit edilen yapıların da taşınmazla birlikte açık artırma ile üçüncü kişiye satıldığını, davalının bu şeklide sebepsiz olarak zenginleştiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 41.439,82 TL’nin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile 15.8.2000 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 15.8.2001 tarihinde sona ermesine rağmen birer yıl süre ile uzatıldığını, kira sözleşmesinin ve kira şartnamesinin 10. maddeleri gereğince taşınmazda bulunan bina ve eklentilerin Belediyeye ait olduğunu, davacının herhangi bir hak talebinde bulunamayacağını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacı ve asli müdahiller tarafından kiralanan taşınmaz üzerine inşa edilen yapıların, davalı kiralayanın borcu nedeniyle taşınmazla birlikte üçüncü kişiye satılmış olması nedeniyle, yapıların kıymet takdir tutanağında belirtilen değeri üzerinden davalının sebepsiz zenginleştiği kabul edilerek, davanın kabulüne, 41.439,82 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasında 15.8.2000 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinin imzalandığı, 15.8.2001 tarihinde sona eren sözleşmenin, birer yıl süre ile uzatıldığı, kiralanan taşınmazın, davalının borcu nedeniyle haczedilerek 17.3.2008 tarihinde üçüncü kişiye satıldığı, taşınmaz üzerinde kiracılar tarafından inşa edilen ancak satışla birlikte mülkiyeti üçüncü kişiye geçen yapılara, kıymet takdir tutanağında 41.439,82 TL değer biçildiği anlaşılmakta olup, davacı ve asli müdahiller, … bu davada, söz konusu yapılara ilişkin
2010/4782-11244
belirlenen bu değerin ödetilmesini talep etmiş, davalı … ise sözleşme ve şartname hükümleri gereğince davacının herhangi bir tazminat isteminde bulunamayacağını savunmuştur. Dava konusu akdi ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümü için öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesi zorunludur.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesinde, “Kiracının kiralanan şeyin içinde ve dışında yaptıracağı tezyinat masrafları tamamen kendisine ait olacak ve mukavele müddeti bittiğinde hiçbir güna bedel ve masraf ve tazminat istemeye hakkı olmamak üzere gayrimenkul inşaatın cümlesi kiraya verenin olacaktır.” Hükmü mevcut olduğu gibi, yine taraflar arasında ayrıca düzenlenerek imzalanan idari ve teknik şartnamenin 10. maddesinde de, “Kira süresi bitiminde kiracı arsaya yaptığı masraftan dolayı hiçbir hak talebinde bulunmayacak ve malzemeler Belediyeye kalacaktır.” Hükmü bulunmaktadır. Sözleşme ve şartnamenin söz konusu bu hükümleri gereğince, davacı kiracıların kiralanan taşınmaz üzerinde yaptıracağı her türlü yapıya ilişkin masrafın kiracılara ait olacağı ve kira sözleşmesinin bitiminde bu nedenle hiçbir hak talebinde bulunamayacakları, kiralanan üzerinde yapılan yapıların da Belediyeye kalacağı konusunda taraflar arasında açık bir kararlaştırmanın bulunduğu görülmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile imzalamış oldukları sözleşme hükümleri tarafları bağlar. Esasen başlangıçta bir yıllık olarak yapılan sözleşmenin, birer yıllık dönemler halinde uzatıldığı, 15.8.2000 tarihinde kiralanan taşınmaz üzerine, sözleşme başlangıcında inşa edilen yapıların, taşınmazın 2007 yılında haczedilip, 17.3.2008 tarihinde üçüncü kişiye satışına kadar kiracılar tarafından kullanıldığı ve sözleşmenin az yukarda belirtilen açık hükümleri gözetildiğinde, dava konusu olayda davacı ve asli müdahillerin kiralanana inşa etmiş oldukları yapılar nedeniyle herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacaklarının kabulü gerekir. O halde mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, sözleşme hükümleri değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 559.50 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 14.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.