Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/4868 E. 2010/14522 K. 02.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4868
KARAR NO : 2010/14522
KARAR TARİHİ : 02.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalıların murisi … ile dava dışı … ve …’tan, haricen 15.000 DM karşılığında satın almış olduğu taşınmazın tapuda devredilmediğini, ödediği bedelin de iade edilmediğini ileri sürerek, 3.300.000.000 TL alacağının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, “davanın zamanaşımı nedeniyle reddine” ilişkin verilen ilk hüküm, davacının temyizi üzerine Dairemizce, “dava konusu taşınmazın, davacının zilyetliğinde olması nedeniyle, zamanaşımının henüz işlemeye başlamadığı, tapuda kayıtlı taşınmazın, haricen satımına ilişkin sözleşmenin geçersiz olduğu, davacının ödediği satış bedelinin iadesini, denkleştirici adalet kurallarına göre geri isteyebileceği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu tapulu taşınmaz satışının, davalıların murisi tarafından yapılmış olması, aradan geçen zaman süresi ve hakkaniyet ilkesi göz önüne alınarak, davanın kısmen kabulüne, takdiren 1.200,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan Dairemize ait bozma ilamında da belirtildiği gibi, tapuda kayıtlı taşınmazın mülkiyetinin başkasına devri ya da devir vaadini öngören sözleşmenin geçerli sayılması, Borçlar Kanunu 213, Tapu Kanunu 26, Noterlik Kanunu 60 ve Türk Medeni Kanunu’nun 706. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmasına bağlıdır. Burada öngörülen şekil, sözleşmenin geçerlik koşulu olup, kamu düzenine ilişkindir ve resen dikkate alınır. Taraflar geçersiz sözleşme nedeniyle verdiklerini haksız iktisap kuralları uyarınca geri isteyebilirler. Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı gereğince satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün de ilk 2010/4868-14522
ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması gereklidir.
Somut olayda da, taraflar arasındaki tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme, resmi şekilde düzenlenmemiş bulunduğundan, hukuken geçerli değildir. Bu itibarla davacı, sözleşme gereğince davalıların murisine vermiş olduğu satış bedelini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteme hakkına sahip olup, 13.6.2008 tarihli dilekçesinde, dava dilekçesine açıklık getirerek, sözleşme gereğince davalıya ödediği 15.000 DM’nin dava tarihindeki karşılığının 3.300.000.000 TL olduğunu belirtmek suretiyle, bu miktarın ödetilmesini istemiştir. Davacının dayandığı sözleşmede, davalı … ile birlikte dava dışı … ve …’un da satıcı olarak imzalarının bulunduğu, 15.000 DM satış bedelinin de tüm satıcılara birlikte ödendiği anlaşılmaktadır. Davacının, yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığını istemiş olması ve hükmüne uyulan bozma ilamında da, “davacının ödediği satış bedelinin iadesini, denkleştirici adalet kurallarına göre geri isteyebileceği”nin belirtilmiş olması karşısında, mahkemece, satış bedeli olarak ödenen 15.000 DM’nin, sözleşmenin yapıldığı tarihteki Türk Lirası karşılığının, akdin ifasının imkansız hale geldiği (davacının daha önce açmış olduğu tapu iptal tescil davasının kesinleştiği) tarih itibariyle enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak sureti ile ulaşacağı alım gücü karşılığı, uzman bilirkişi veya kurulundan, nedenlerini açıklayıcı taraf, Hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, belirlenerek, belirlenecek bu miktarın davalı payına düşen kısmının, “taleple bağlılık” ve “aleyhe hüküm verme yasağı” da gözardı edilmeden, ödetilmesine karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar dikkate alınmadan, aradan geçen zaman ve hakkaniyet ilkesi gerekçe gösterilmek suretiyle, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 02.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.