Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/5242 E. 2010/9173 K. 22.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5242
KARAR NO : 2010/9173
KARAR TARİHİ : 22.06.2010

… ile … vekili avukat … aralarındaki dava hakkında … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.11.2008 tarih ve 348-346 sayılı hükmün Dairenin 16.2.2010 tarih ve 8145-1729 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.

KARAR
Davacı, … … Mahallesinde bulunan sulama suyunda murisi Kadir Akça’nın yarım hissesinin bulunduğunu, bu hisseye de haftada 3 saatlik sulama düştüğünü, murisi Kadir Akça’nın ölümünden sonra mirasçılarına intikal eden su hissesinin tamamının mirasçı … Akça tarafından davalıya satıldığını, 2000 yılından beri bu hissenin davalı tarafından kullanıldığını, kendilerinin davalıya herhangi bir hisse satışı yapmadıkları gibi mirasçı … Akça’yı da bu hususta yetkilendirmediklerini, kendilerinin rızası dışında davalının su hissesini kullandığını belirterek davalının kullanmış olduğu sulama suyunun bedelinin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş 11.11.2008 tarihli dilekçesi ile de fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere dava değerini 7.500 YTL’ye çıkarmıştır.
Davalı, davacının murisi ve ölü eşi Kadir Akça ile sulama borusu ortaklıklarının bulunduğunu, … ölümünden sonra zilyetliği oğlu olan … Akça’nın devam ettirdiğini, … Akça’nın da 2000 yılında sulama borularını ve dava konusu sulama suyundaki haftalık 3 saat suyun, 1 saatlik bölümünü kendisine sattığını, bu satıştan davacının da haberdar olduğunu, satış bedelinin yarısının da kendisi tarafından alındığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının ve diğer ortakların satıştan haberdar oldukları, 2000 yılından 2.8.2005 tarihli ihtarname tarihine kadar davalıdan hiçbir talepte bulunulmadığı, davacının uzun süre davalının suyu kullanmasına ses çıkarmayarak oğlu … Akça tarafından yapılan satış sözleşmesine zımnen muvafakat etmiş sayılacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; davacının temyizi üzerine
hüküm dairemizce onanmış olup, bu kez davacı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davaya konu su hissesi, davacının miras bırakanı…ait olup vefatı üzerine mirasçılarına intikal etmiş ve elbirliği mülkiyetine tabi iken mirasçı … Akça tarafından davalıya satışının yapıldığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 701. maddesinde elbirliği mülkiyeti; “Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygındır” şeklinde tanımlanmıştır, 702.maddede ise, elbirliği ortaklarının hakları, yükümlülükleri açıklanmış ve 2.fıkrada, kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliği ile karar vermeleri gerektiği belirtilmiştir. Öyle olunca, iştirakın çözülmesi sağlanmadan tereke dışındaki bir üçüncü kişiye yapılan satış hüküm ve sonuç doğurmaz. Davacının bu satışa itiraz etmemesi de muvafakat ettiğini göstermez. Mahkemece, işin esası incelenip sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken belirtilen gerekçe ile davanın reddi doğru olmayıp, bu nedenle kararın bozulması gerekirken zuhulen onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacının karar düzeltme talebi kabul edilmeli ve dairemiz onama kararı kaldırılıp, hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme isteminin kabulüne, dairemizin 2009/8145 Esas – 2010/1729 karar sayılı 16.2.2010 tarihli onama kararının kaldırılmasına, mahkeme hükmünün davacı yararına BOZULMASINA, evvelce alınan onama harcının ve peşin harcın istek halinde iadesine, 22.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.