Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/5705 E. 2010/14041 K. 27.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5705
KARAR NO : 2010/14041
KARAR TARİHİ : 27.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı ile kendisinin ölen babası…. arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalının borçlarına karşılık senet verdiğini, 2.345,00 TL tutarındaki senette imzasının olduğunu, tahsil edilemeyen borcun murislere de ödenmediğini, başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, zaman aşımı süresinin dolduğunu, senetlerin kambiyo vasfında olmadığını ve birisinde de imza bulunmadığını, diğerinde bulunan imzanın da kendisine ait olmadığını, bonoların kendisi tarafından doldurulmadığını, böyle bir borcun ve ticari bir ilişkinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tanzim tarihi bulunmayan 06/05/1998 ödeme tarihli alacaklısı….. borçlusu … imzalı senet ile tanzim tarihi olmayan vade tarihi 01/06/1998 tarihi olan borçlusu …, alacaklısı Şeref Tatlı olan imzasız senede dayanarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Davalı sözkonusu imzalı senetteki imzasını inkar ile senetlerin kendisi tarafından doldurulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, 06/05/1998 tarihli senetteki alacaklı ismi ile murisin isminin örtüşmediği, senet metninden anlaşılan bu durumun ve davalı vekilinin husumet itirazı nedeniyle bu senet yönünden davalıya husumet düşmediği, diğer senette ise davanın imzası bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacının dayandığı senetlerden birisinde imzanın bulunmadığı, ancak diğerinde imza bulunduğu ihtilaf konusu olmamakla birlikte, davalı senetlerdeki yazılar ile imzanın kendisine ait olmadığını savunmuştur.
HMUK 292. maddesi gereğince yazılı delil başlangıcı; iddianın tamamen isbatına yetmemekle beraber, bunun vukuuna delalet eden ve aleyhine ibraz edilmiş olan taraftan sadır olmuş bulunan belgelerdir. Buna göre, borçlu tarafından el ile yazılmış ve fakat imzasız olan bir belge de anılan yasa hükmü gereğince yazılı delil başlangıcı sayılır. Davaya dayanak senetlerdeki yazıların ve imzanın da davalıya ait olduğu ileri sürüldüğüne göre, bu yazıların ve imzalı senetteki imzanın davalıya ait olup olmadığı hususu, senetlerin asılları taraflardan istenilerek gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılmalı ve el yazılarının davalıya ait olduğunun anlaşılması durumunda, imzasız senedin yazılı delil başlangıcı sayılarak, taraflardan iddia ve savunmalarına yönelik tanıklarını bildirmesi için süre verilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 15.60 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 27.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.