Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/5796 E. 2010/14495 K. 02.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5796
KARAR NO : 2010/14495
KARAR TARİHİ : 02.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı kooperatifin daha önceden üyesi olup, kooperatifin ekonomik durumunun iyi olmaması ve bu nedenle kooperatif inşaatına devam edilemediğinden başlangıçta kooperatif inşaatının devamını sağlamak için kereste, demir, çimento, kum, işçilik bedellerini ve SSK primlerini kendisinin ödediğini, hatta kooperatiften ayrılan 15 adet üyenin ayrılma payını da ödediğini, kooperatife ödünç verdiği paralarla kooperatif inşaatının su basmanı seviyesine kadar getirildiğini, 31.12.1996 tarihli bilançoda 3.263.990.000.-TL (3.263,99 YTL) olan bu alacağının 1997 hesap yılı olağan toplantısında 3.983.990.000.-TL’ye baliğ olduğunu (3.983,99 YTL), 19.6.2001 tarihli genel kurulda alacağının 31.12.1996 tarihi itibariyle Alman Markı baz alınarak ödemenin TL olarak yapılmasının karara bağlandığını, 31.12.1996 tarihli mark kuru üzerinden bu alacağın 57.677 DM ettiğini, bunun DM yerine geçerli döviz olan Euro olarak karşılığının ise dönüşüm kurundan 29.489 Euro yaptığını, devam eden yıllarda da alacağının en son 06.10.2003 tarihli bilançoya göre TL üzerinden 6.023.990.000.-TL olduğunun kabul edildiğini, bilançolarda TL olarak tedavül ettirilen bu alacağının 3.983.990.000.-TL’sinin genel kurul kararı gereğince dövize endeksli olarak hesaplandığında kalan 2.039.000.000.-TL ayrıca alacaklı olduğunu, toplamda davalıdan dava tarihi itibariyle 52.409 YTL alacaklı olduğunu, kooperatif üyeliğinden ayrılarak ayrılma payını aldığını, fakat ödünç amaçlı olarak cebinden kooperatife harcadığı paralar nedeniyle kooperatiften olan alacağını alamadığını belirterek alacağına mahsuben şimdilik 10.000 YTL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı kooperatif yönetimi, davacının üye olduğu tarihlerde aidat ve ara ödemelerin üyelerce yapılmadığı için inşaat faaliyeti yapılmadığını, belediyeden ruhsat alınmadığı gibi arsa dahi olmadığını, şu andaki yöneticilerin 2005 yılında yönetimi devraldıklarını, inşaat ruhsatını alıp arsa bedelini ödediklerini ve kooperatifin sair borçlarını ödediklerini, davacı ve diğer 15 üyenin kooperatiften ayrılırken üyelik aidatlarını yönetici … aldıklarını, buna dair belge imzaladıklarını, davacının olmayan bir inşaata demir, çimento vs. malzemeleri nereye aldığı, bu hususların gerçek olmadığı, birikmiş SSk primlerinin de icra takibi sonucu şu andaki yönetimce ödendiğini, kaldı ki davacının üye olduğu sırada kooperatiften dükkan alıp kooperatifte faaliyet olmadığını anlayınca ödediği bedeli isteyen dava dışı … isimli şahsa bir önceki yönetimce davacının kooperatiften alacağına karşılık 2004 yılında 7 milyara yakın para ödendiğini, dolayısıyla talep edebileceği bir alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı kooperatifin üyesi iken inşaat faaliyetinin devamı ve kooperatiften ayrılan üyelerin ayrılma paylarının ödenmesi için kooperatife vermiş olduğu ödünç paraların tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının 30.06.2004 tarihi itibariyle üyelikten ayrıldığı, davacının alacak iddiasını kanıtlayacak şekilde dosyada delil olmadığı gibi, kooperatife 2005 yılında arsa tahsisi yapılarak, inşaat faaliyeti vb. işlerin davacının kooperatiften ayrılmasından sonra gerçekleştiği, kaldı ki davacının kooperatiften ayrıldığı tarih itibariyle henüz başlanılmamış hatta arsası dahi mevcut olmayan inşaat için davacının iddia ettiği malzemelerin alınmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, proje olmadan bu tür malzemelerin alınmasının fen ve sanat kurallarıyla da çeliştiği, sonuç olarak dosya kapsamında davacının alacak iddiasını kanıtlayacak delil olmadığı belirtilmiştir. Ne var ki, davacı tarafın dosyaya sunduğu belgelerden, 1994 yılı itibariyle kooperatifin inşaat faaliyetinde bulunduğu, SSK’nın 13.9.1994 tarihli ceza tahakkuk makbuzu ile kooperatifin bina inşaatı işyerinde sigortalı işçi çalıştırdığı halde bildirimde bulunmadığı nedeniyle cezai uygulama yapıldığı, Belediye Başkanlığının cevabi yazısından da, kooperatife 10.8.1993 tarihinde arsa tahsisinin yapıldığı ancak bu tahsisin 2.5.2002 tarihinde 775 s.y.nın 27.maddesi uyarınca iptal edildiği anlaşılmakla, kooperatifin davacının üye olduğu tarihlerde inşaat faaliyetin bulunduğu gibi, 19.6.2001 tarihli kooperatif olağan genel kurul toplantılarında davacı alacağının kabul edildiği ve kooperatif bilançolarında yer aldığı görülmektedir. Kaldı ki davalı kooperatif yönetimi, davaya cevap dilekçesinde davacı alacağının önceki yönetimce dava dışı … isimli şahsa yapılan ödemeye mahsup edildiğini bildirerek alacağın varlığını kabul etmiştir. Hal böyle olunca, dosyadaki tüm bu belge ve bilgiler gözardı edilerek yetersiz ve eksik bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle aksine düşünce ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 2.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.