YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/683
KARAR NO : 2010/12565
KARAR TARİHİ : 04.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Almanyada ikamet edip, 1999 yıllının sonlarına doğru Türkiyede ikamet etmeye başladığını, Türkiyede bir çok gayrimenkulünün bulunduğunu, bu gayrimenkullerle ilgilenip, kira bedellerinin toplanarak açtırdığı hesaplara yatırılması konusunda, 1994 yılında davalıya vekalet verdiğini, davalının vekalet görevini kötüye kullanarak topladığı kiraları kendi hesabına yatırmak suretiyle, kendisini zarara uğrattığını, bu nedenle davalıyı vekaletten azlettiğini ileri sürerek uğradığı zarara karşılık, 87.027 Alman Markının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının taşınmazları ile ilgilendiğini, topladığı paraları ilgili hesaplara yatırdığını, davalının muvafakatı ile borsada oynayarak zarar ettiğini, herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davacının iddia ettiği zararın tespitinin yapılamadığından bahisle açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, vekil olarak atadığı davalının, vekalet görevinin kötüye kullanılması, özellikle de, vekilin özen ve sadakatle … görme ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranılması hukuksal nedenine dayandırıldığı çok açıktır. Gerçekten de vekil, vekaleti iyi bir surette ifa ile
2010/683-12565
yükümlüdür. (B.K. md. 390/2) Eş söyleyişle, müvekkilin kendisine verdiği görevi özen ve sadakatle ifa etmek yükümlülüğü altındadır. Öte yandan, müvekkilin talebi üzerine, yapmış olduğu işin hesabını vermekle, her ne nam ile olursa olsun,almış olduğu şeyi müvekkile tediye etmekle yükümlüdür. (B.K.md. 392/1). Mahkemece her ne kadar iddia edilen zararın tespitinin yapılamadığından davanın reddine karar verilmiş isede, vekilin hesap verme yükümlülüğü bulunduğundan, davada ispat yükü vekil olan davalıdadır. Öyle olunca Mahkemece davalının hesap vermeye ilişkin tüm delilleri davacının karşı delilleri toplanıp yeniden konusunda uzman bilirkişilerden yargıtay ve mahkeme denetimine elverişli rapor alınarak, sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, zararın tespitinin yapılamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 15.60 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 4.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.