YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6901
KARAR NO : 2011/1763
KARAR TARİHİ : 09.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … geldi, davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Mavi Çam Fidan Yetiştiriciliği isimli işletmenin sahibi olduğunu, davalı ile kardeş olduklarını ve yapılan işlerde davalının kendisine yardımcı olduğunu, Yakuplu Belediyesi’ne satılan fidanların bedelinin tahsilini davalının yaptığını ve tahsilatı teslim etmediğini, yine Vakıfbank’ ta kendisine ait çekleri cirolayarak çek bedellerini aldığını ve ödemediğini, Büyükçemkece 2. İcra Müdürlüğü’nün 2006/5627 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının takibe itirazı ile takibin durduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla itirazın iptaline, takibin devamına, davalının % 40 tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, öncelikle davanın zaman aşımına uğradığını, her hangi bir borcunun bulunmadığını, davacının kötü niyetli olarak takip yaptığını, davanın reddine ve alacağın % 40’ ından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece,bilirkişi raporları doğrultusunda,davalının zimmetinde kalan para olmadığı, davada ispat yükünün de davacıda olduğu, ancak davacının davalıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
2010/6901 2011/1763
1-HUMK.nun 76. maddesi gereğince davada maddi olguların açıklanması taraflara, ileri sürülen maddi olguların hukuki nitelendirilmesi ve uygulanacak yasa maddelerinin tespit edilmesi ise hakime ait bir görevdir. Dava konusu olayda taraflar kardeş olup davacıya ait işletmenin işlerini yapmak üzere davalının vekil tayin edildiği, bu vekaletname ile işletmeye ait işleri takip ettiği,dosya kapsamı ile sabit olduğu gibi mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Davalı, işletmenin davacı tarafından kendisine bırakıldığını ve birlikte … yaptıklarını savunmuş ise de,bu savunmasını kesin delillerle kanıtlayamamıştır.Bu haliyle dava, hukuki niteliği itibariyle vekalet sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Borçlar Kanununun 390. ve 392. maddelerine göre vekil, müvekkiline karşı vekaleti iyi bir suretle ifa ve hesap verme ile mükellef olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık da, Borçlar Kanununun 392. maddesine dayanan “vekilin hesap verme yükümlülüğü” ile ilgilidir. Bu itibarla davada ispat yükü, mahkemenin kabulünün aksine davacıya değil, davalı vekile aittir. Mahkemece, “ işletmeye ait ticari defterler ibraz edilemediğinden vergi dairesinden gelir vergisi beyannameleri ve mali tabloları gösterir eklerin celp edilerek bilirkişiden alınan davalının zimmetinde kalan bir tutarın ” olmadığı ve ispat yükünün de davacıya ait olduğu belirtilerek, taraflar arasındaki ilişkinin hukuki tavsifinde hataya düşülüp, ispat yükü ters çevrilmek suretiyle, “davacının, alacaklı olduğunu ispat edemediğinden” bahisle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı lehine BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 9.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.