Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/7003 E. 2010/8342 K. 10.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7003
KARAR NO : 2010/8342
KARAR TARİHİ : 10.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne fazla isteğin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının 1004 ada 24 parselde inşa ettiği binadan iki numaralı bağımsız bölümü 26 Kasım 2001 tarihli harici satış sözleşmesi ile 20000 TL karşılığında satın aldığını, bedelini ödediğini ancak taşınmazın tapusunun verilmediğini ileri sürerek, arsa payının iptali ile kendi adına tesciline, mümkün olmazsa dairenin bugünkü satış değerinin tespit edilerek bu miktar paranın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; 18.10.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 53.360- TL’ye çıkartmıştır.
Davalı, sözleşmenin resmi yapılmadığı için geçersiz olduğunu, arsa parasının ödenmediğini, yaşlı ve bilgisiz olması nedeniyle kandırıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşmenin geçersiz olduğu gerekçesi ile denkleştirici … ilkesine göre hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak, davacının tapu iptali tescil davasının reddine, dava konusu taşınmaz bedeli 47.240- TL ile dava konusu taşınmaza yapılan faydalı ve değer arttırıcı imalatlar bedeli 6.120 TL olmak üzere toplam 53.360-TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, harici satım sözleşmesi ile davalıdan satın aldığı bağımsız bölümün tapusunun verilmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadan, arsa payının iptali ile bu payın kendi adını tescili, mümkün olmazsa dairenin rayiç değerinin tespit edilerek davalıdan tahsiline karar verilmesi isteminde bulunmuştur. Sonradan 18.10.2008 tarihli dilekçe ile maddi tazminat istemini miktar yönünden ıslah ederek 53.360-TL’nin ve faiz isteminin hüküm altına alınmasını istemiş, mahkemece, dava ve ıslah dilekçesi ile istenilen maddi tazminatın tamamının
2010/7003-8342
kabulüne karar verilmiştir.
Bir davanın kısmi dava mı, yoksa tam dava mı olduğu, özellikle dava dilekçesinin istem sonucu bölümünde, ” fazlaya ilişkin hakların saklı tutulup tutulmadığı” ile ilgilidir. Davacı bu ya da benzeri ifadeleri kullanmışsa, “kısmi dava” açtığı sonucuna varılır. Davacının bu yolda bir beyanda bulunmaksızın açtığı dava ise bir “tam dava”dır. Nitekim, alacak miktarını gerçekte olduğundan daha az bildiren ve fazlaya ilişkin hakkını da saklı tutmayan alacaklının, bu şekilde, alacağını bu az miktarla sınırladığı, dolayısıyla da, fazla kısım yönünden zımni bir feragatte bulunmuş olduğu, öğretide ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir (Prof. Dr. …, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, C:2, s. 1530 vd. Prof. Dr. …, Medeni Usul Hukuku, … 2000, sayfa: 233; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.03.1986 gün ve Esas: 1984/4-797, Karar: 1986/299 sayılı kararı; 15.11.1989 gün ve Esas: 1989/4-415, Karar: 1989/587 sayılı kararı; 14.04.2004 gün ve Esas:2004/4-200,Karar:2004/227 sayılı kararı).
Alacaklı, alacağının tümü hakkında dava açmak zorunda olmayıp fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmak kayıt ve şartıyla, alacağının önce bir bölümünü, sonra kalan bölümünü talep edebilir. Davacı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığından ve somut olayda gelişen bir durumun varlığı iddia ve ispat edilmediğinden, sonradan verilen, tazminata ilişkin kısmi ıslah dilekçesi ile talep edilen miktarlara hükmedilemez. Hal böyle olunca, mahkemece, ıslah dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden istemin reddine karar verilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeden maddi tazminat isteminin tümünün kabulü ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 10.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.