YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7068
KARAR NO : 2010/8606
KARAR TARİHİ : 14.06.2010
… Bankası A.Ş vekili avukat Işık Akbulut ile … aralarındaki dava hakkında … 2.Tüketici Mahkemesinden verilen 9.4.2009 gün ve 399-127 sayılı hükmün Dairemizin 1.3.2010 tarih ve 12675-2404 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
K A R A R
Davacı, davalı borçlu ile imzalanan tüketici kredisi ve kredili bankomat sözleşmesi gereğince vadesi gelen taksitlerin öenmediğini, ödenmesi için ihtarname gönderilmesine rağmen davalının ödemede bulunmadığını, tahsili için yapılan icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmeyi imzaladığını ancak krediyi kendisinin kullanmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar tarafların temyizi üzerine dairemizce davacının temyiz isteminin süresi geçtiği için reddine, davalının temyiz itirazlarının incelenmesi yönünden ise; 4822 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 10.maddesinde düzenlendiği üzere davacı banka tarafından gönderilen ihtarnamede birbirini izleyen en az iki taksit yönünden ödemede temerrüde düşürüldüğünün ve bu iki taksidin 7 gün içinde ödenmesinin aksi halde tüm alacağın muaccel olacağının “ bildirilmesi gerektiği halde bu hususları içermeyen ihtarnamenin usulüne uygun olduğu kabul edilerek davanın kabulü usul ve yasaya akırı olduğu gerekçesiyle bozulmuş; davacı, bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Davacı vekili adına çıkarılan gerekçeli karar 11.5.2009 tarihinde daimi çalışanı Av. …’a tebliğ edildiği, ancak tebligatın sehven alındığı belirtilerek adı geçen avukat tarafından ertesi günü yanı 12.5.2009 günü mahkemeye iade edilmiştir. Mahkemece tekrar çıkarılan teligat üzerine gerekçeli karar davacı avukatı …’ya 9.7.2005 tarihinde tebliğ edilmiş ve 22.7.2009 günü de süresi içerisinde davacı tarafından temyiz edilmiş ve böylece davacı tarafın temyizi süresinde olduğu halde dairemizce zuhulen süresi geçtiğinden davacının temyiz dilekçesinin reddine karar verildiği bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından
1.3.2010 tarih ve 2009/12675 esas ve 2010/2404 sayılı kararımızda davacı tarafın temyiz talebinin süresinde olmadığından reddine dair birinci bendin karardan çıkartılmasına.
2–Temyiz ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında usulün 440. Maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmayan sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
3-Davacı banka tarafından davalıya kullandırılan kredi nedeniyle kredinin iki taksidinin ödenmemesi nedeniyle tüm alacağın muaccel olduğundan bahisle ihtar çekerek 7 gün içerisinde bedelin ödenmesi istenmiş, davalı tarafından ödeme yapılmaması üzerine alacağın tamamının tahsili için icra takibi başlatılmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4822 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 10.maddesi tüketici kredisi hükümlerini düzenlemiş olup, davacı ile davalı arasında düzenlenmiş bulunan dava konusu sözleşmede, bu düzenleme kapsamında bir tüketici kredisi sözleşmesidir. Anılan yasa maddesinin birinci fıkrasında tüketici kredisinin tanımı yapıldıktan sonra, ikinci fıkrasında da “ kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki takiti ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en ez 1 hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir “ yazılıdır. Davacı, yasanın bu açık hükmünü göz ardı ederek 13.8.2004 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarnamesinde ödenmesi gereken taksitlerin ödenmediğini ve böylece alacağın tamamının muaccel hale geldiğini bildirmiş, akabinde de alacağın tamamı yönünden takip başlatmıştır. Gönderilen ihtarname birbirini izleyen en az iki taksit yönünden ödemede temerrüde düşürüldüğünün ve bu iki taksidin 7 gün içinde ödenmesinin aksi halde tüm alacağın muaccel olacağının “ bildirilmesi gerektiği halde, ihtarnamede tüm alacağın muaccel olduğu bildirilerek borcun tamamının ödenmesi istenmiştir. Bu durumda ihtarnamenin usulüne uygun olduğunun kabulüne olanak yoktur. Ancak, çekilen ihtarname ile vadesi gelmiş taksitler yönünden borç muaccel hale gelmiştir. O halde ihtarneme tarihi itibariyle vadesi gelmiş taksitler yönünden alacağın muaccel olduğu, vadesi gelmemiş taksitler yönünden ise muaccel olmadığının kabulü gerekir. Öyle ise mahkemece ihtarname tarihi itibariyle muaccel hale gelmiş alacak miktarı tespit edilmeli ve tesbit edilecek alacak yönünden davanın kabulü ile belirlenecek alacak yönünden takibin devamına karar vermek gerekirken, aksine düşüncelerle ve
2010/7068-8606
ihtarnamenin usulüne uygun olmadığı kabul edilerek yazılı şekilde davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Mahkeme kararının açıklanan bu gerekçe ile bozulması gerekirken yanılgı sonucu değişik gerekçe ile bozulduğu bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından, davacının karar düzeltme isteminin kabulüne ve dairemizin bozma ilamındaki 2.nolu bentteki bozma sebebinin yukarıda açıklanan şekilde değiştirilerek kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Birinci bent gereince 1.3.2010 gün ve 2009/12675esas, 2010/2404 karar sayılı bozma ilamının 1.bendinin karardan çıkartılmasına, İkinci bent gereğince davacının diğer karar düzeltme isteminin reddine, üçüncü bentte açıklanan nedenlerle dairemizin 1.3.2010 gün ve 2009/12675 esas, 2010/2404 karar sayılı bozma ilamının 2.bendindeki bozma sebeplerinin yukarıda açıklanan şekilde değiştirilerek kararın BOZULMASINA, 14.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.