YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7151
KARAR NO : 2011/2122
KARAR TARİHİ : 15.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı davalı avukatınca da duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … geldi, davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, murisi İsmail’den kendisine miras kalan … ve …’daki dairelerinin, davalı annesine vermiş olduğu satış yetkisini içerir vekaletnameye istinaden davalı tarafından satıldığını, ancak bu satış işlemlerinden bu güne kadar haber vermediği gibi payına düşen alacağını da ödemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak 8.000. TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı kızının Almanya’dan …’e dönüş yaptığında maddi açıdan onu desteklediğini, kiraladığı evin kirasını verdiği gibi ev eşyalarını kendisinin aldığını, yine kendi katkısı ile davacının …’de ev aldığını, sürekli olarak davacıya maddi açıdan katkı sağladığını, davacının “sana ve kardeşim Aytaç’a borçlandım, nasıl öderim” diyerek babası İsmail’den kalan evleri satıp payını teklif ettiğini, vekaleti de bu nedenle verdiğini, daireler satılıp aile meclisinde hesap yapılmasıyla davacının halen bir kısım borcunun bulunduğu ortaya çıkmasıyla artık borcun kapatılmasına karar verildiğini, alacak-borç ilişkisinin bu şekilde sonlandırıldığını, davacının taleplerinin haksız ve yersiz olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz olunmuştur.
1-Davacı, davalıya vermiş olduğu vekaletname kapsamında satılan taşınmazlardan hissesine düşen bedelin ödenmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, davacının sürekli olarak kendisinden maddi destek gördüğünü, bu maddi desteği geriye ödemek maksadıyla evlerin satışını bizzat kendisinin talep edip satıştan elde edilen gelir ile borcun ödendiğini savunmuş ve delil olarak tanık beyanına dayanmıştır. Mahkemece, dinlenen davalı tanıklarının ödenen bedelin hangi şekilde ve ne zaman yapıldığı, ne kadar olduğu, vekillik sözleşmesine dair olup olmadığını bilmedikleri gerekçesiyle tanık beyanlarına itibar edilmemiştir. Ne var ki, dinlenen davalı tanıkları yer, zaman ve miktar hususunda açıkça beyanda bulunmamışlarsa da, taraflar arasındaki maddi vakıayı ve ibralaşma hususunu açıkça bildirmiş olmalarına göre artık davalı vekilin hesap verme yükümlülüğü yoktur. Davanın reddi yerine aksine düşünce ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazının kabulü ile temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenle davacının temyiz itirazının incelenmesine yer olmadığına, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde taraflara iadesine, 15.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.