Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/7440 E. 2010/13972 K. 26.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7440
KARAR NO : 2010/13972
KARAR TARİHİ : 26.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalının, Islahiye İlçesindeki bir kısım üreticilerden, bağ omcası üzerinden satın almış olduğu bağ üzümlerinin hasat işlemlerinin, kendisi tarafından yapılması konusunda, davalı şirketle şifaen anlaştıklarını, bu anlaşma doğrultusunda bağ üzümlerinin hasatını, temin ettiği ve yevmiyelerini ödediği işçiler aracılığıyla gerçekleştirdiğini, ne var ki işçi ücretlerine ilişkin yapmış olduğu bu giderlerin davalı tarafından kendisine ödenmesi gerekirken ödenmediğini, sözleşmeden kaynaklanan 32.720,00 TL alacağının tahsili için başlattığı icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket, süresinde vermiş olduğu cevap dilekçesinde, davacı ile aralarında herhangi bir sözleşmenin bulunmadığını, yetkili icra dairesinin, şirketin ikametgahının bulunduğu … İcra Daireleri olduğunu, yetkisiz icra dairesinde başlatılan takibe yetki yönünden itiraz ettiklerini, davada yetkili mahkemenin de … Mahkemeleri olduğunu savunarak, davanın öncelikle yetki yönünden, kabul edilmediği takdirde ise esastan reddini dilemiş, %40 icra inkar tazminatının ödetilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, gerek icra dairesinin yetkisine, gerekse mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olduğundan, öncelikle icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın incelenmesi gerektiği, davalı borçlunun akdi ilişkiyi reddetmiş olması nedeniyle, borcun esası çekişmeli olduğundan, icra dairesinin yetkisinin, sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda uygulanan 2010/7440-13972
HUMK.nun 10.maddesi hükmüne göre değil, aynı Kanunun 9. maddesindeki ikametgah esasına göre belirlenmesi gerektiği, davalı borçlu şirketin merkezinin … olması nedeniyle de, yetkili icra dairesinin, … İcra Daireleri olduğu belirtilerek, İslahiye İcra Dairesinin yetkisizliği nedeniyle … bu itirazın iptali davasının reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda, HUMK.nun 10. maddesi gereğince, sözleşmenin yerine getirileceği yer icra müdürlüğü veya mahkemesinde de icra takibi veya dava açılabilir. Burada özel yetkiye ilişkin bir düzenleme söz konusu olup, davacı, davasını genel yetkili mahkemede açabileceği gibi, özel yetkili mahkemede de açabilir. Öte yandan, tarafların sözleşmenin yerine getirileceği yer hakkında açık veya zımni isteklerinin anlaşılamadığı hallerde, sözleşmenin yerine getirileceği yer, Borçlar Kanununun 73. maddesine göre belirlenir. Bu maddeye göre sözleşmeden doğan para borcu, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, alacaklının ödeme zamanındaki ikametgahında ödenir. Alacaklı, bu para borcunun ödenmesi için kendi ikametgahında takip veya dava açabilir. Somut olayda davacı, davalı şirketle aralarındaki sözleşmeye dayanmışsa da, davalı davacı ile herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını savunarak, takip ve dava yönünden, şirketin merkezi olan … icra daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunu savunmuştur. Gerçekten taraflar arasında davacının ileri sürdüğü gibi bir sözleşme var ise, yetki itirazı reddedilerek, işin esasının incelenmesi gereklidir. Bu noktada hemen belirtilmelidir ki, yazılı bir sözleşmenin ibraz edilmemiş olması, sözleşme ilişkisinin mevcut olmadığını göstermediği gibi, yazılı şekil, sözleşmenin varlığının ispat edilebilmesi için tek ve mutlak koşul da değildir. O halde mahkemece yetki itirazına etkili bulunan sözleşmenin varlığı konusunda, tarafların tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmek suretiyle, sözleşmenin varlığının tespiti halinde, işin esası incelenerek sonucuna göre, aksi halde ise şimdiki gibi karar verilmesi gerekirken, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunup bulunmadığı yeterince araştırılıp belirlenmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. (Bkz. Dairemize ait E.2004/4220 K.2004/13032 sayılı, 28.09.2004 tarihli karar aynı yöndedir.)
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 26.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.