YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7460
KARAR NO : 2010/14452
KARAR TARİHİ : 01.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan … tarafından kullanılan krediye diğer davalılarla birlikte müştereken ve müteselsilen kefil olduğunu, anılan kredi borcunu kefil sıfatıyla … olmasından dolayı davalılar aleyhine … 1.İcra Müdürlüğünün 2009/352 sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattığını, davalıların haksız ve kötüniyetli itiraz etmesiyle takibin durduğunu ileri sürerek, itirazların iptali ile %40inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … davacı alacağına karşılık dükkanında bulunan mallarını dava dışı …’e verdiğini, …’in de 20.000 TL bedelli senedi davacıya verdiğini, bu şekilde borcunu ödediğini, anlaşmalarının bu şekilde olmasına rağmen, davacının tamamen kötü niyetli olarak, bononun günü gelmeden icra takibi başlattığını, vadesi geldiğinde borcunu ödeyeceğini aksi halde bononun kendisine iade edilmesi gerektiğini savunmuş, diğer davalılar davalı …’nin akrabaları olduğunu, …’in işyerini … isimli şahsa sattığını, …’den almış olduğu 20.000.00 TL miktarlı bonoyu da davacıya verdiğini, davacının alacağına mahsuben …’den bono almış olmasına rağmen haksız yere aleyhlerine icra takibi yaptığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile itirazın iptaline, Asıl alacağın % 40 oranında inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı Davalı …’nin kredi borcuna diğer davalılar ile birlikte müşterek ve müteselsil olarak kefil olduğunu ancak kredi borcunun yalnızca kendisi tarafından ödendiğini, ödediği
2010/7460-14452
miktarın tahsili için davalılar hakkında icra takibi yaptığını fakat haksız yere itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptalini istemiştir. … … Şube Müdürlüğünce Mahkeme gönderilen 02.04.2009 tarihli yazı ile; Davalı …’ye kullandırılan çek bedeli kredisine istinaden davacı tarafından 25.723 TL ödendiği belirtilmiş olup, bu husus dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Kredi borcunu ödeyen davacı, kefil olarak ödediği kısım nispetinde alacaklının haklarına halef olup, Buna göre asıl borçludan yaptığı ödemenin tamamını, diğer kefillerden ise payına düşen miktar için rücu hakkına sahiptir.(…1.11.1995 tarihli ve 1995/12-746 esas,1995/906 kararı) Dava konusu ödemeye dayanak 20.07.2004 tarihli 20.000 TL’lik genel kredi taahhütnamesinde; Davalı … ve Davacının müşterek borçlu müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladıkları, 01.06.2005 tarihli 30.000 TL lik genel kredi taahhütnamesinde ise; davalı … ve Davacının müşterek borçlu müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladıkları anlaşılmaktadır. Aksi kararlaştırılmadıkça kefillerin birbirlerine karşı sorumluluğu ödedikleri miktarın kefil sayısına bölünmesi suretiyle bulunacak miktardır. Bu nedenle davacının kefil olarak yaptığı ödemeden 20.07.2004 tarihli genel kredi taahhütnamesinde Davalı … ve davacı ½ payı ile sorumlu olup, 01.06.2005 tarihli genel kredi taahhütnamesinde ise; davalı … ve Davacı ½ payı ile sorumludur. Mahkemece anılan taahhütnameler gereğince davalılar … ve …’nin ½ payı ile sorumlu olduğu gözetilmeksizin ve asıl borçlu ile kefiller arasında tahsilde tekerrüre imkan verecek şekilde borcun tamamından sorumlu tutulmaları usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Öte yandan, davalılar, davacının yaptığı ödemeye karşılık davadışı … tarafından keşide edilen 20.000 TL’lik bono verildiğini savunmuşlar, davacı da 18.01.2010 tarihli celsede bu savunmayı doğrulamıştır. O halde, mahkemece bu husus üzerinde durulmadan bu senet nedeniyle de tahsilde tekerrüre yol açacak şekilde hüküm tesisi isabetli değildir.
3-Davacının kefil sıfatıyla bankaya yaptığı ödemelerin iki ayrı sözleşmeden kaynaklandığı anlaşılmış olup, Davalı … sözleşmede kefil sıfatıyla imzası olmadığını savunmuştur. Bu nedenle sözleşme asılları dosya içerisine getirtilerek, Davalı …’nın hangi sözleşme nedeni ile kefil sıfatı bulunduğu tespit edilerek, yukarıda belirtilen ilkeler ışığında hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı lup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda 1. 2. ve 3.bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 356,50 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 01.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.