Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/7726 E. 2010/17366 K. 16.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7726
KARAR NO : 2010/17366
KARAR TARİHİ : 16.12.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı …A.Ş avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı … A.Ş. ile 1995 tarihinde imzalamış olduğu Devre Tatil Sözleşmesi gereğince 31.12.2024’e kadar devre tatil hakkını E/52-53 nolu dairede 33.haftada kullanmak üzere satın aldığını, yine 1998 yılında da …ve Gülsen Baycan ile imzaladığı devir senedi ile onlara ait E/22-24 nolu dairede 31.12.2024 tarihine kadar her yılın 32. haftasında kullanılmak üzere olan devre tatil hakkını devraldığını, 2004 yılına kadar devre tatil hakkını kullandığını, tesisin işletmesinin 1999 yılında diğer davalı … AŞ.ye kira sözleşmesi ile devredildiğini, bu davalının yıllık bakım bedeli talep ederek devre tatil hakkını kullandırdığı halde, 8.7.2003 tarihinde tesisin bulunduğu taşınmazın üst hakkını, önceki üst hakkı sahibi olan …AŞ.’nin …AŞ ile yaptığı kira sözleşmesi şerhleri ile devraldığını ve 5 yıldızlı tatil köyü haline getirdiğini,kira sözleşmesi süresince devre tatil hakkını kullandırdığını ancak kira sözleşmesinin süresinin bitmesi, devre tatil sözleşmesinin tarafı olmamasını gerekçe göstererek 2004 yılından itibaren tatil hakkını kullandırtmadığını ileri sürerek, devre tatil hakkı olduğunun tespiti, muarazanın meni, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2004 yılı devre tatil hakkını kullanamamaktan dolayı 9.600TL maddi tazminat ile 15.000TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, 24.9.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile de sözleşmenin aynen ifa olanağı kalmadığını ileri sürerek, sözleşmenin feshi ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2004 yılı hakkının kullandırılmamasından doğan 2.209,90 TL ve kalan yılların kullanılamayacak olmasından dolayı 41.988,10 TL olmak üzere toplam 44.198 TL maddi tazminat ve 15.000 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2010/7726-17366
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, sözleşmenin feshi talebinin kabulü ile dava konusu her iki devre tatil sözleşmesinin feshine, bakiye süre yönünden talebin kısmen kabulü ile her iki döneme ilişkin olarak toplam 18.854,21TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, hükmedilen miktar üzerinden dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı …Turizm AŞ tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davacı ve davalı …Turizm A.Ş.’nin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, 2004 yılı devre tatil hakkının kullanmadığını ileri sürerek, 2004 yılı tatil bedeli karşılığı olarak 2.209,90 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini istemiştir. Mahkemece 2004 yılı için ayrıca tatil bedeli tespit edilmeyerek, feshin kabulü ile 2004-2024 yılları arasına isabet eden tatil bedelinin tahsiline karar verilmiş ise de davacı fesih tarihinden önce kullanamadığı dönem olan 2004 yılı için tazminat istediğine göre, 2004 yılı için emsal teşkil eden işletmelerde geçireceği tatil bedelinin tespiti ile taleple bağlı kalınarak hüküm kurulması ve bakiye yıllar açısından da 2005 (dahil)-2024 yılları arasındaki dönem esas alınarak ödenen bedelin tahsiline karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle tatil hakkı kullandırılmayan 2004 yılı bedelinin de bakiye yıllar bedeli içerisinde değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Davacı, 2004 yılında ailesiyle birlikte tatil yapmak için tesislere gittiklerinde kapıdan çevrildiklerini ve haksız eyleme maruz kaldıklarını belirterek 15.000TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş, mahkemece münhasıran sözleşmede aykırılık ve maddi zarar oluşumunun manevi tazminatı gerektirmeyeceği, aynı zamanda davacı tarafın kişilik haklarının zedelenmesi yönünde davalının haksız eylemi gerektiğinden ve dosya içeriğinde davacı tarafın kişilik haklarına saldırıda bulunulduğuna ya da vücut bütünlüğüne zarar verildiğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Borçlar Kanunu’nun haksız eylem faslında düzenlenen 49 maddesi, aynı kanunun 98/2 maddesi yollaması ile sözleşmeye aykırı davranışlarda da uygulanmaktadır. Anılan madde hükmüne göre manevi tazminat isteğinin kabul edilebilmesi için, diğer koşulların yanında kişilik haklarına hukuka aykırı, haksız bir saldırının varlığı da şarttır. Dosya kapsamında bu yönde dinlenen tanık beyanları ile davacının ailesi ile birlikte tatil yapmak üzere dava konusu tesislere giderek, tesislere sokulmadığı ve açıkta bırakıldığı ispatlanmıştır. Öyle olunca mahkemece davacı yararına tarafların ekonomik ve sosyal durumları da nazara alınarak hakkaniyete uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde davacının manevi tazminat talebinin tümden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup
2010/7726-17366
bozma nedenidir.
4-Davacı, kendisinin davalı ile imzaladığı sözleşme dışında dava dışı …ve …dan devraldığı devre tatil sözleşmesinin de feshi ile bakiye yılların kullanılamayacak olmasından dolayı maddi tazminat istemiştir. Dava dışı …ve …ın davalı … A.Ş. ile imzaladıkları 25.1.1994 tarihli devre tatil sözleşmesi ile E/22-24 nolu dairenin 32 ve 33.haftasında kullanılmak üzere 19.552DM bedel karşılığı devre tatil hakkını satın aldıkları, davacının da 20.7.1998 tarihli devre tatil hakkı devir senedi ile 32.hafta devre tatil hakkını …ve …dan devraldığı dosya kapsamından anlaşılmakta olup bu hususlarda taraflar arasında da ihtilaf bulunmamaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda sözleşme bedelinin tamamı olan 19.552DM üzerinden hesaplama yapılmıştır. Oysa davacı, devir senedi ile sadece 32.hafta devre tatil hakkını devralmıştır. Bu durumda 32.hafta devre tatil hakkı bedeli olarak 19.552DM’nin yarısı kabul edilerek bu miktar üzerinden hesaplama yapılması gerekir. Mahkemece bu yönün göz ardı edilerek eksik inceleme ile hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalı …Turizm A.Ş.’nin sair temyiz itirazlarının reddine, kararın ikinci ve üçüncü bent gereğince davacı yararına, dördüncü bent gereğince davalı …Turizm A.Ş. yararına BOZULMASINA, peşin alınan 260.05 TL. temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 16.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.