Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/7911 E. 2010/17431 K. 21.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7911
KARAR NO : 2010/17431
KARAR TARİHİ : 21.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı idare, hastahanenin iki adet kurutmalı bulaşık makinesi ihalesini kazanan davalının makineleri 24.6.2006 tarihinde monte ettiğini ve hastane tarafından çalışır vaziyette teslim alındığını, ancak makinelerin kullanılmaya başlanması ile sorunların çıkmaya başladığını, bildirimde bulundukları servis tarafından çeşitli tarihlerde onarımlar yapılmasına rağmen arızaların devam ettiğini 10.4.2007 ve 4.3.2008 tarihli yazılarının sonuç vermediğini, davalının … süresini de 2008 yılı sonuna kadar uzattığını, makinelerden yararlanamadıklarını ileri sürerek makinelerin aynı marka ve özellikteki yenileri ile değişimini, bunun mümkün olmaması halinde makinelerin bedeli olan 17.110.00 TL’nın tahsilini istemiştir.
Davalı, … süresi uzattıklarını, imalat hatası olmayıp kullanım hatasının bulunduğunu, kullanma suyunun aşırı kireçli olması, besleme suyu basıncının düşük bulunması, kullanım alanının küçük olup, davlumbaz, aspiratör ve nem kanallarının olmaması nedeniyle arızaların oluştuğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, ihale sözleşmesine uygun olarak imal edilen makinelerin davacıya çalışır vaziyette teslim edildiği, ayıp ihbarında bulunulmadığı, davacının tercihini … süresinin uzatılması ve ücretsiz onarım yönünde kullandığı arızalarında kullanım hatasından kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

2010/7911-17431
Yapılan ihale sonucu ürettiği makineleri davacıya satan davalının makineleri 24.6.2006 tarihinde davacıya teslim edip montajını yaptığı ihtilafsızdır. Davacı taraf makinelerde oluşan arızalar nedeniyle yetkili servise müracaatlarda bulunduklarını ve ancak arızaların giderilemediğini iddia ederek eldeki davayı açmıştır. Dosya içinde bulunan belgelerden davacının yetkili servise müracaatı üzerine ilki 2.8.2006 tarihinde olmak üzere yetkili servisçe çok sayıda olmak üzere makinelere müdahalelerde bulunulduğu, davacının bu hususta davalıya ayrıca 10.4.2007 ve 4.3.2008 tarihli yazılar yazdığı anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki davacının müracaatı üzerine davalının yetkili servisinin gelerek makinelerdeki arızalara müdahalede bulunmuş olması ayıp ihbarı niteliğindedir. Makinelerin montaj tarihi ile davacı tarafından düzenlenen tutanaklar ve yetkili servisin müdahale tarihleri birlikte değerlendirildiğinde, ayıp ihbarının da süresinde yapıldığının kabulü gerekir. Dosyada alınan makine mühendisi bilirkişi raporunda da makinelerin yıkama bölümlerinde suyun ulaşmadığı bölümler bulunması nedeniyle bulaşıkların kirli çıktığı, kurulama bölümünde yıkama sonrası tabak vs. üzerindeki suların uzaklaştırılmasını sağlayacak üfleyici veya emici bir düzenek bulunmadığı ve bu nedenle bulaşıkların ıslak çıktığı, basınç switchlerinin ucunun açık olması nedeniyle tıkandıkları ve rezistansların depoda su varmış gibi algılayıp susuz olarak devreye girmelerine neden olduğu, rezistansların bağlantı noktalarının açıkta bulunduğu belirtilmekte olup, belirtilen bu olguların tamamının üretim hatası niteliğinde olduğu, kullanım ile bir ilgisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan makinelerin montajının yapıldığı bölümün makinelerin işlevini yerine getirmesine engel olmayacak bir yerde kurulması da davacının sorumluluğundadır. Bir başka deyişle, davalı makinelerin işlevini yerine getirmesine uygun koşulları da hazırlamak ve yerine getirmek yükümlülüğündedir. Oysaki davalının bu yükümlülüğünü de yerine getirmediği dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile sabittir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalının üzerine düşenleri yerine getirmediği, davacının makinelerden yararlanamadığı ve talebinde haklı bulunduğunun kabulü zorunludur. Mahkemece değinilen bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 21.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.