YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7960
KARAR NO : 2010/17434
KARAR TARİHİ : 21.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, kardeşi olan davalı ile ortak tamir atölyelerinin bulunduğunu, ortaklıktan elde ettikleri kazançlarıyla 73 ve 100 parsel numaralı taşınmazları satın aldıklarını ve tapuya da ağabeyisi olan davalı adına tescil edildiğini, bilahare 100 parsel numaralı taşınmazı kat karşılığında müteahhite verdiklerini, aralarındaki ortaklığı sona erdirip tüm taşınmazları paylaşmalarına rağmen davalının 73 ve 100 parsel numaralı taşınmazlardaki hissesini kendisine vermediğini ileri sürerek anılan taşınmazların 1/2 hisselerinin tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde değerlerinin mahkemece tesbiti ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının taşınmazlardaki hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Davanın reddine dair mahkeme kararının taraflarca temyiz sonucu, kararın davacı yararına bozulması üzerine yapılan yargılama sonunda dairemiz bozma ilamına uyularak 73 parsel numaralı taşınmaz hakkındaki davanın reddine, 100 parsel numaralı taşınmazın davalı … adına olan kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-HUMK.nun 76.maddesi uyarınca davada maddi olguların açıklanması taraflara ileri sürülen maddi olguların hukuki nitelendirilmesi ve uygulanacak yasa maddelerinin tesbit edilmesi ile hakime ait bir görevdir. Davadaki ileri sürülüşe ve hükmüne uyulan dairemiz bozma ilamında açıklanan hususlara göre davacı ile davalı arasında BK.nun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen şekilde adi ortaklık sözleşmesinin kurulduğu ve uyuşmazlığında adi ortaklık hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Dairemiz bozma ilamında da açıklandığı üzere taraflar arasındaki adi ortaklığın 1979 yılında kurulup bilahare 1996 yılında sonlandırıldığı, 100 parsel numaralı taşınmazın ortaklık sırasında alındığı ve davalı
2010/7960-17434
adına 30.4.1992 tarihinde tescil edildiği, bilahare müteahhite kat karşılığında 8 daire karşılığı verildiği, anılan dairelerin ferdileştirilmesi sonucunda 17.4.2003 tarihinde davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından ve dairemiz bozma kararında açıklanan olgular karşısında taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu ve 100 parsel numaralı taşınmazında adi ortaklık konusu olduğunun kabulü gerekir. Ortaklık son bulduğuna göre 100 parsel numaralı taşınmaz yönünden tasfiyeninde bizzat mahkemece yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538 maddesinde belirtildiği gibi tasfiye, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif hüküm mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması yada satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı için davacının da kabulünde olduğu üzere tarafların her birisinin ortaklıkta %50 oranında hissesinin olduğunun kabulü gerekir. Bu itibarla tasfiyenin BK.nun 539 maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir. Uyuşmazlık sadece 100 parsel numaralı taşınmazdan kaynaklandığı içinde tasfiyenin nasıl yapılacağı taraflardan sorulmalı, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar tasfiye konusunda anlaşamadıkları takdirde, mahkemenin tayin edeceği tasfiye memuru marifetiyle tespit edilen ortaklık varlığının değerleri bilirkişi marifetiyle belirlenip, elde edilen gelirden veya belirlenen değerinden öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra kalan kısmının taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmelidir. Mahkemece, değinilen bu yönler gözardı edilerek ve davacı talebide açılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bent uyarınca davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 349.00 TL. temyiz harcının istek halinde hem davalıya hemde davacıya iadesine, 21.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.