YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8042
KARAR NO : 2010/17447
KARAR TARİHİ : 21.12.2010
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının kendisi aleyhine bonoya dayalı takip yaparak takipten öncesi ve sonrası için %70 oranında faiz talebinde bulunduğunu, icra takibinden sonra faiz oranlarının sürekli düştüğünü ve ancak fahiş oranda faiz işletildiği için şimdiye kadar 17.000 TL ödemesine rağmen borcunu bitiremediğini, yasal faiz uygulanması gerektiğini ileri sürerek icra takibinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tesbitini, icra takibinin iptalini, faiz oranının düzeltilerek yasal faiz oranlarının uygulanmasını ve fazladan ödediği miktarın istidadını istemiştir.
Davalı, takibe dayanak belgenin bono vasfında olduğunu, istenilen faizin yasal mevzuata uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, takibe dayanak belgenin bono vasfında olması nedeniyle ticari reeskont avans faizi uygulamasının doğru olduğu, davacının borcunun dava tarihi itibariyle bitmediği ve fazla ödemesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının, 10.11.201 tanzim, 1.1.2002 vadeli bonoyu dayanak göstererek 11.10.2002 tarihinde davacı ile dava dışı 2010/8042-17447
şahıs aleyhine icra takibi yaptığı ve icra takibinde 7500 TL asıl alacak ile %70 oranından işlemiş faiz olarak 4.056.164 TL işlemiş faiz talebinde bulunduğu ve asıl alacağa da takipten itibaren %70 oranında faiz işlediği ve faizi ticari reeskont olarak belirlediği incelenen icra takip dosyasından anlaşılmaktadır.
Mahkemenin taraflar arasındaki uyuşmazlığın bonodan kaynaklanması nedeniyle davalı alacaklının avans faizi oranında faiz isteyebileceğine dair kabulü ilke olarak doğrudur. Ne var ki avans faiz oranın zaman içinde değiştiği bir vakıadır. Bu nedenle davalı %70 oranını geçmemek suretiyle avans faizi isteyebilir. Davalının değişen bu oranlara göre ne miktarda faiz isteyebileceğinin ise taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi incelemesi ile saptanması ve davacının fazla ödemesi olup olmadığının buna göre belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken soyut olarak icra müdürlüğünce yapılan hesaplamalarda hata bulunmadığı gerekçesiyle eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 21.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.