Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/8401 E. 2010/16344 K. 07.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8401
KARAR NO : 2010/16344
KARAR TARİHİ : 07.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 1.12.2003 tarihli vekaletname ile davalının vekili sıfatıyla, … 9.İdare Mahkemesinin 2006/2402 esas sayılı dosyası üzerinden, BBDK ve Sermaye Piyasası Kurulu aleyhine tam yargı davası açtığını, mahkemece 6.12.2007 tarihli kararla “konusu kalmayan davada karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulduğunu, 4.2.2008 tarihli ihtarla vekalet ücretinin ödenmesini talep etmişse de, sonuç alamadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 6.500,00 TL vekalet ücretinin temerrüt tarihi olan 26.2.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile imzalamış olduğu 31.12.2003 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinde, davada başarılı olunması halinde %1 üzerinden nispi vekalet ücretinin ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak yargılama sonunda değil, çıkarılan yasa üzerine alacağının ödendiğini, bu durumda sözleşmeye göre 300.000.000 TL vekalet ücretinin talep edilebileceğini, bu miktarı da fazlası ile davacıya … olduğundan davacının herhangi bir alacağı kalmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, dava dışı TMSF tarafından davacıya ödenen 300.087,61 TL’nin %1’i olan 3.000,88 TL ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince ödenmesi gerekli olan 325,00 TL olmak üzere toplam 3.325,88 TL vekalet ücretinin 26.2.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı avukatın, davalının vekili olarak … 9.İdare Mahkemesinin 2006/2402 esas sayılı dosyası ile açmış olduğu dava sonucunda, “çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararına göre alacağın tahsilinin mümkün olduğu” gerekçesiyle, 6.12.2007 tarihinde “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulduğu, davalının, dava konusu alacağını söz konusu yasal düzenleme gereğince
2010/8401-16344
27.11.2007 tarihinde dava dışı TMSF’den tahsil ettiği, davacı avukat tarafından da vekalet ücretinin tahsili istemiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, davacı davada yazılı bir ücret sözleşmesine dayanmamış, davalı ise, taraflar arasında 31.12.2003 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi yapıldığını belirterek uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuşsa da, ibraz edilen sözleşme fotokopi olup, aslı ibraz edilemediğinden, hükme esas alınamaz. Davacının vekalet ücreti talep etmiş olduğu, … 9.İdare Mahkemesinde açılmış olan 2006/2402 esas sayılı davanın da konusunu oluşturan İmar Bankası A.Ş.’de bulunan mevduatlarla ilgili olarak, 16.12.2003 tarih ve 2003/6668 Sayılı Bankalar Kanununun 14.maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, “Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan T.İmar Bankası A.Ş nezdinde bulunan Tasarruf, Ticari Kuruluşlar ve Diğer Kuruluşlar Mevduatının, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca Ödenmesine İlişkin Esas ve Usuller Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararı”nın 3.maddesinin a bendinin 2.fıkrasında, “…. hak sahiplerine, ekte yer alan ibraname ve taahhütname alınmak kaydıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından ödeme yapılacağı…” hükmüne yer verilmiş olup, hak sahiplerine ödeme yapılması fırsatını doğuran bu hükümden yararlanmanın ön koşulu, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, ibraname ve taahhütname imzalanmasıdır. Dava konusu olayda da davalı, yasal düzenlemenin sağladığı bu olanaktan yararlanarak, daha önce davacının kendisine vekaleten açmış olduğu davanın konusunu oluşturan alacağını, dava dışı TMSF’den haricen tahsil etmiştir. Davalının, alacağına bir an önce kavuşması açısından, dava yoluna göre daha avantajlı olanaklar sunan bu yasal düzenlemenin gerektirdiği şekilde davranmasının, kendi aleyhine sonuç doğurması kabul edilemez. Dava konusu alacağın, yasa gereğince hasım taraftan haricen tahsil edilmiş olması nedeniyle, davalının, vekalet ücretinin tamamından sorumlu tutulması mümkün değilse de, davacı avukatın, vekaletin başladığı tarihten, alacağın tahsilatla sonuçlandığı tarihe kadar, davalıya sağladığı hukuki yardım nedeniyle sarf ettiği emek ve mesaiye karşılık, hak ve nesafete uygun bir avukatlık ücretini talep edebileceği de kabul edilmelidir. O halde mahkemece, davacı avukatın, davalının vekili sıfatıyla sarf etmiş olduğu emek ve mesaisi değerlendirilerek, hak ve nesafete göre alması gereken vekalet ücreti tespit edilip, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilerek ve aslı ibraz edilemeyen sözleşme hükümleri esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden taraflar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine ve yine peşin alınan 179,55 TL temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 7.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.