Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/8775 E. 2011/1602 K. 03.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8775
KARAR NO : 2011/1602
KARAR TARİHİ : 03.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, davalı idare ile Temmuz 2007 tarihinde protokol imzaladığını, davalının protokol hükümlerini yerine getirmediğini, kuyuların devredilmemesi nedeniyle 2008 yılı ekiminde gecikme yaşandığını ve ekilen mısırın tarlada kaldığını, diğer ürünlerden de verim alınamadığını ileri sürerek, 2 adet kuyunun ruhsatının kendisine devri, kuyular için trafo kurulması ve enerji nakil hatlarının tesisi edimlerinin davalı idarece yerine getirilmesine, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı tutulması kaydı ile mısır ve diğer zirai ürünlerden doğan 7.100.00-TL zararın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının arazisinde açılan kuyuların ruhsatlarının BUSKİ adına verildiğini, BUSKİ’nin 3. şahıslara ruhsat verme yetkisi bulunmadığını, protokolde sözü edilen devir tabirinin kullanım amaçlı olduğunu, söz konusu protokolün geçerlilik şartının kuraklık nedeniyle BUSKİ’nin içme suyu ihtiyacının doğmasına bağlı olduğunu, bu şartın gerçekleşmediğini, davacının arazisinde başka kuyular bulunması nedeniyle zararının bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, kuyuların kullanım belgelerinin içme suyu amacıyla kullanılması koşulu ile verildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında Temmuz 2007 tarihinde imzalanan protokolün özel hukuk kurallarına tabi bir sözleşme olduğu tartışmasızdır. Kişilerin, kanuna, ahlak ve adaba aykırı olmayacak şekilde serbestçe sözleşme düzenleyebilecekleri ve bu sözleşme hükümlerinin de taraflarını bağlayacağı duraksamasız olup, sözleşme serbestisi Anayasa ve yasal mevzuatla güvence altına alınmış bulunmaktadır. Hal böyle olunca sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklarında sözleşme hükümleri uyarınca çözümlenmesi gerekir. 2010/8775 2011/1602
Temmuz 2007 tarihli protokolün 3. maddesinde “BUSKİ Mart 2008’de bu kuyuları … …’a devredecektir.”, 4. maddesinde ”…; BUSKİ’nin kuyular için kurmuş olduğu trafo ve enerji nakil hatlarından, kullanılan pompaların enerji giderlerini BUSKİ veznesine yatırmak şartıyla faydalanabilir.”, 5.maddesinde “ İleride meydana gelebilecek bir kuraklık durumunda Sn. … …’un veya varislerinin müsaadesi ile BUSKİ zirai sulamayı ketlemeyecek şekilde bu iki kuyudan faydalanabilecektir.” hükümleri bulunmakta olup, az yukarıda açıklandığı üzere sözleşmenin bu hükümleri tarafları bağlar. Protokolde, davacının özel mülkünde davalı İdare tarafından açılan 2 adet derin kuyunun içme suyu amaçlı kullanılacağına dair bir hüküm mevcut olmadığı gibi, protokolün 5. maddesinde, BUSKİ’nin davacının zirai sulamasını ketlemeyecek şekilde bu kuyulardan faydalanma şartları düzenlenmiştir. Bir başka ifade ile, bu kuyuların davacı tarafından zirai amaçlı olarak kullanılacağı davalı idarece kabul edilmiştir. Protokoldeki bu düzenlemeye rağmen davalı idarece, kuyuların yalnızca içme suyu amaçlı kullanılabileceğine dair kullanma belgesi alınmıştır. Yine, davalı idare, kuyular için trafo ve enerji nakil hattını kurmamış, Mart 2008 tarihinde de bu kuyuları davacıya devretmemiştir. Bu durumda, davalı idarenin sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmediği açıktır. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek davacı talepleri değerlendirilip sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tamamen reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek hallinde iadesine, 3.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.