YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8837
KARAR NO : 2010/10636
KARAR TARİHİ : 15.07.2010
MAHKEMESİ : … 3. Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı ile 11.7.2008 tarihinde paket tur sözleşmesi imzaladıklarını,sözleşme bedeli olan 3.225YTL’yi kredi kartı ile peşin ödediğini,sözleşmeye konu otelin belirtilen nitelikleri taşımaması nedeniyle 12.7.2008 tarihinde davalıya faks çekmek suretiyle sözleşmeden cayarak ödediği bedelin iadesini istediğini,davalı aleyhine başlattığı icra takibine de itiraz edildiğini,davalının 25.7.2008 tarihinde ödediği bedelin 645YTL’sini iade ettiğini ileri sürerek,fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalıya ödediği toplam 3.225YTL’den geri ödenen 645YTL tenzil edilerek kalan ödemenin faiziyle davalıdan tahsili için itirazın iptali ile % 40’tan az olmamak üzere icra-inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı,davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece,davanın kabulüne karar verilerek icra inkar tazminatına hükmedilmemiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;İ.İ.K nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi üzerine alacaklının alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden
ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde,hükmedilen miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, yanlış değerlendirme sonucu davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmemesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın davacı yararına düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle, davalının tüm temyiz itirazlarının reddine,ikinci bent gereğince temyiz olunan kararın “hüküm” başlıklı bölümünün (1) nolu bendinin sonuna gelmek üzere “kabul edilen asıl alacak üzerinden %40 oranında hesaplanan 1.032YTL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” sözlerinin yazılmasına, kararın DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 104.32 TL. kalan harcın davalıdan alınmasına, 15.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.