Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/9022 E. 2010/18320 K. 30.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9022
KARAR NO : 2010/18320
KARAR TARİHİ : 30.12.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalının inşaa edeceği 865 nolu parselden 14 nolu daireyi bedeline ödeyerek satın aldığını, süresinde teslim edilmediğini ileri sürerek, sözleşmenin feshi ile ödediği bedelin iadesine, karşılıksız kalan senedin de iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, duruşmaya gelmemiş, cevap da vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yerel mahkemece davanın taraflarına duruşma gününü bildiren tebligat çıkarılmış, ancak davalıya çıkartılan tebligatın geçerliliği incelenmeden karar verilmiştir. Oysa , yargılamanın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi, taraf delillerinin toplanıp değerlendirilebilmesi, davanın süratla sonuçlandırılabilmesi öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesi ile mümkün olur. Kişinin hangi yargı merciinde duruşması bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilmesi, Tebligat Kanunu ve Tüzüğünde açıklanan usule uygun tebligat yapılması ile sağlanabilir.
Somut olayda dava dilekçesinin, davalıya 7201 sayılı kanunun 12 ve 13.maddesi uyarınca tebliğ edilmek istendiği anlaşılmaktadır. Ancak bunun gerek 7201 sayılı kanunun 12 ve 13.maddesi ve gerek tebligat tüzüğünün 17 ve 18.maddesinde belirtildiği şekilde yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Özel hukuk tüzel kişilerine tebligatın nasıl yapılacağı 2010/9022-18320
Tebligat Kanununun 12. ve 13. maddesinde ve Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre; Özel Hukuk Tüzel Kişilerine yapılacak tebligat bunların yetkili temsilcilerine yapılır. Eğer tüzel kişinin yetkili temsilcisi yoksa veya evrakı bizzat alamayacak bir halde ise; görev itibariyle temsilciden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi bu işle görevlendirilmiş bir kişiye, o da yoksa tüzel kişinin o yerdeki memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Tebligat tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapılmamış ve sıralı kişilere yapılmışsa, bunun nedenlerinin açıkça ve ayrıntılı olarak tebligat mazbatasına yazılması gerekir.
Mahkemece dava dilekçesinin davalıya tebliğine ilişkin tebligat parçası incelendiğinde, tebligatın tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapılmamasının nedenlerinin açık ve ayrıntılı olarak tebligat parçasına yazılmadığı , bu hali ile geçersiz olduğu anlaşılmaktadır. Dava dilekçesi geçerli şekilde davalıya tebliğ edilmeden yargılama yapılarak hüküm verilmesi davalının savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. O halde dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde davalıya tebliği ile savunma hakkı tanındıktan sonra davanın esasının incelenmesi gerekirken, bu yönün gözardı edilerek yazılı hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: 1. bentte açıklanan nedenlerle, temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 30.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.