YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9117
KARAR NO : 2011/4201
KARAR TARİHİ : 22.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 1993 yılından itibaren davalının vekilliğini üstlendiğini, çeşitli icra takipleri başlatıp davalar açtığını, ancak davalı tarafından haksız olarak azledildiğini, vekalet ücretlerinin de ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 10.000,00 TL vekalet ücreti ile 1.800,00 TL KDV’si olmak üzere toplam 11.800,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiş, 18.3.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile de, talep miktarını 25.281,88 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının, vekalet görevini gereği gibi yerine getirmediğini, bilgi ve hesap verme yükümlülüğüne da uymadığını, bu nedenle davacıyı bazı yetkilerinden azlettiğini, dosyalardan uzun süre tahsilat yapamaması nedeniyle de başka bir vekil tayin etmek zorunda kaldığını, tüm masraf ve vekalet ücretlerini ise ödediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, azlin haksız olduğu kabul edilerek, 24.12.2009 tarihli bilirkişi raporu ve 10.3.2010 tarihli ek rapor hükme esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, 21.281,25 TL vekalet ücretinin, azil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, KDV ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2010/9117 2011/4201
2-Davacı avukatın, 19.11.1993 tarihli vekaletname ile davalının vekili olarak, çeşitli icra takipleri başlatıp davalar açtığı, 28.3.2007 ve 25.9.2007 tarihli ihtarlarla vekaletten kısmen azledildiği, davalı tarafından başka bir avukata vekaletname verildiği, taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesinin bulunmadığı anlaşılmakta olup davacı, vekalet ücreti alacaklarının tahsili için eldeki davayı açmıştır. Mahkemece haksız azil nedeniyle 24.12.2009 tarihli bilirkişi raporu ve 10.3.2010 tarihli ek rapor hükme esas alınarak, yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığından, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun, 13.1.2004 günlü 5043 sayılı kanunla değişik 164/4.maddesi gereğince, takip ve dava miktarlarının, takdiren %15’i üzerinden hesaplanan vekalet ücretlerinin ödetilmesine karar verilmiştir. Oysa ki davacıya ödenmesi gereken vekalet ücretlerinin tespit edilebilmesi için öncelikle, uyuşmazlığa uygulanacak olan Avukatlık Kanunu hükümlerinin belirlenmesi zorunludur. Bilindiği üzere, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 2.5.2001 tarihinde 4467 sayılı Yasa, 13.1.2004 tarihinde de 5043 sayılı Yasa gereğince değişikliğe uğramıştır. Mahkemece yürürlükteki 5043 sayılı Yasa ile değişikliğe uğrayan Avukatlık Kanunu hükümlerine göre karar verilmişse de, 13.1.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5043 sayılı Yasanın 7. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununa eklenen “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin olarak hükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu kanunun değişik hükümleri uygulanır” hükmünü içeren geçici 21. madde, Anayasa Mahkemesince 8.2.2008 tarihinde iptal edildiğinden, avukatlık ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıkların, sözleşmelerin kurulduğu tarihte yürürlükte olan Avukatlık Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu nedenle dava konusu olayda, yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığından, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin, davacı avukatın vekil olarak takip ettiği her bir dava ve takip yönünden, hukuki yardımın başladığı dava ve takip tarihleri itibariyle (davacının hukuki yardımı, takip ve dava tarihlerinden sonraki bir tarihte başlamışsa, bu tarihler itibariyle) kurulduğu kabul edilmeli, ödenmesi gereken vekalet ücretleri de bu tarihlerde geçerli olan Avukatlık Kanunu hükümlerine göre belirlenmelidir.
Buna göre hukuki yardımın, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun, 2.5.2001 tarihinde 4467 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önce başladığı hallerde uyuşmazlığın, 1136 sayılı Kanunun, bu değişiklikten önceki hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Anılan yasanın değişiklikten önceki 163/son maddesi gereğince, avukat ile müvekkil arasında yazılı bir ücret sözleşmesinin bulunmadığı durumlarda vekalet ücretinin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenmesi gerekli olduğundan, mahkemece hukuki yardımın başladığı tarihler itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekalet ücretlerinin belirlenmesi gereklidir. Avukatlık hizmetinin, 4667 sayılı yasa ile yapılan 2.5.2001 tarihli değişiklikten sonra başlaması halinde ise, anılan yasanın 164/4. maddesine göre (müddeabihin değerinin %5’i ile %15’i arasında), yine avukatlık hizmetinin, 5043 sayılı yasa ile yapılan 13.1.2004 tarihli değişiklikten sonra başlaması halinde de, anılan yasanın 5043 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten 2010/9117 2011/4201
Sonraki 164/4. maddesine göre (müddeabihin değerinin %10’u ile %20’si arasında) vekalet ücretlerinin belirlenmesi gereklidir.
O halde mahkemece davacının, davalının vekili sıfatıyla takip etmiş oldukları her bir dava ve icra takibi yönünden öncelikle uygulanması gerekli olan Avukatlık Kanunu hükümleri belirlenip, vekalet ücretlerinin de buna göre tespit ve takdiri gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilmek suretiyle, değişik tarihlerde başlatılan ve açılan tüm takip ve davalar nedeniyle 1136 sayılı Avukatlık Kanununun, 13.1.2004 günlü 5043 sayılı kanunla değişik 164/4. maddesine göre vekalet ücretlerinin tespit ve tahsiline karar verilmiş olması, usul ve yasaya ayıkırı olup bozmayı gerektirir.
3-Borçlar Kanununun 101/1. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davacı, dava konusu vekalet ücreti alacağının tahsili için, davadan önce 9.9.2008 tarihinde ihtar göndererek davalıyı temerrüde düşürmüştür. Bu durumda ihtarın tebliğ tarihi olan 10.9.2008 tarihine, ihtarda verilen 3 günlük sürenin de ilavesi ile davalının 14.9.2008 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü kabul edilmek suretiyle, mahkemece hükmedilen alacağa, temerrüt tarihi olan 14.9.2008 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, yazılı şekilde azil tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması da ayrıca usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen hükmün 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 22.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.