YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9521
KARAR NO : 2011/4764
KARAR TARİHİ : 29.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı, davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılardan … ve vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı …, davalı … ile 1993 yılında evlendiğini, evlilikleri sırasında müşterek birikimleri ile kooperatif hissesi ve otomobil satın aldıklarını, kooperatif hissesi ve otomobilin davalı … adına olduğunu, öte yandan yine müşterek kazanç ile hisse senetleri de alındığını, davalı …’nin kooperatif hissesini kendisinden habersizce diğer davalı kayınpederi …’e devrettiğini ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 5.000.00 Tl.nın tahsilini istemiş, birleşen davada ise asıl davada saklı tuttuğu hakların ödetilmesini talep etmiştir.
Davalılar … ve …, davanın reddini dilemiş, birleşen davalarında ise, davacı-karşı davalı …’nin … tarafından evlilik öncesinde alınan ev eşyaları ile, evlilik sırasında alınan ev eşyalarını evden alarak gittiğini, …’e ait bilgisayarı da götürdüğünü belirterek fazlası saklı kalmak üzere 4.718 TL.nın tahsilini istemişlerdir.
Mahkemece, davacı-karşı davalı …’nin hisse senetleri ile ilgili talebini atiye terk ettiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, tarafların eşyalarla ilgili talebi sübuta ermediğinden reddine, davacı-karşı davalı …’nin kooperatif hissesinden payına düşen 43.428.00 TL katkı payı ile araçtan payına düşen 1.513.42 TL olmak üzere toplam 44.941 TL.nin 10.12.2001 dava tarihinden itibaren davalı -karşı davacı …’den alınarak davacıya verilmesine, davalı … Aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiş, davacı …’nin 27.3.2009 tarihli tavzih dilekçesi üzerine de 20.4.2009 tarihli tavzih kararı ile de hükme “işleyecek yasal faizi ile” ibaresi eklenmiş, hüküm ve tavzih kararı davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
2010/9521-2011/4764
1-HUMK.nun 388/2.maddesinde, tarafların ve davaya katılanların kimliklerinin kararda yer alması gerektiği hükme bağlanmış ve 388/son fıkrasında da istek sonuçlarından herbiri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu vurgulanmıştır. Mahkemece verilen hükmün incelenmesinde, davalı-karşı davacı … ‘ın adının kararda yer almadığı görülmektedir. Öte yandan davacı-karşı davalı …’ın eşyalar ile ilgili bir talebi olmadığı halde hüküm kısmının 2 numaralı bendinde “tarafların” denmek suretiyle sanki …’nin de eşyalar ile ilgili bir talebi varmış gibi hüküm kurulmuştur. Ayrıca hüküm kısmında asıl ve birleşen davaların ayrımı yapılmaksızın hüküm kurulmuş bulunmaktadır. Oysaki usulün 388/2-son maddeleri gereğince bu şekilde hüküm kurulması olanaksızdır. Mahkemece değinilen bu yönler gözardı edilerek, usulün 388/2-son maddelerine aykırı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Mahkemece, hükmün 3.bendinde “…. Toplam 44.941 TL.nın 10.12.2001 dava tarihinden itibaren davalı-karşı davacı …’den alınaak davacıya verilmesine” denmiş ve ancak faiz konusunda bir karar verilmemiştir. Akabinde davacının tavzih talebi üzerine de hükmün bu kısmına “işleyecek yasal faizi ile” ibaresinin tavzihen eklenmesine karar verilmiştir. Tavzih talebi üzerine verilen bu karar hükmü değiştirecek nitelikte olup, tavzih ile bu şekilde karar verilmesi olanaklı değildir. Mahkemenin hükümde değişikliğe yol açabilecek şekilde tavzih kararı verilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Bozma nedenlerine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle; temyiz olunan kararın taraflar yararına, (2) numaralı bent uyarınca tavzih kararının davalılar yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bent uyarınca tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan 608.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 29.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.