Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/9581 E. 2010/16648 K. 13.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9581
KARAR NO : 2010/16648
KARAR TARİHİ : 13.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, Davalı ile aralarında bir taşınmaz satımı söz konusu olduğunu, bu nedenle verdiği semene karşılık davalının da senet imzalayıp verdiğini, şimdi ise sattığı yerin devrini yapmadığını, bu nedenle icra takibi yaptığını, fakat itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptaline ve takibin devamına ve ayrıca alacağın % 40’ı oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı; satış sözleşmesine konu 3 Ada 17 parsel sayılı taşınmazda resmi olarak hissesi olmadığını, eskiden beri kullandığı için zilyetlik hakkı olduğunu, adına kayıtlı yerin 3 ada 9 parselde yer aldığını, 9 parsel sayılı yerde 1/3 oranında hissesi bulunduğunu fakat fiilen 17 parseli kullandığını, 9 parseldeki pay sahiplerinden Dava dışı Velinin oğlu olan davacının borçları nedeni ile 9 parseli satmak istediklerinde kendisine geldiklerini, Dava dışı alıcı…’in tek parça olarak taşınmazı istediğini belirterek, kendisinden satış için izin istediklerini, kabul ettiğini ancak davacının 9 parseldeki pay için verilen paranın fazla olduğunu belirterek 17 parseldeki fiilen kullandığım alanın da devrini istediklerini, bu nedenle davacının harici sözleşmeyi hazırladığını ve sanki 17 parseldeki payın satılmış gibi düzenlendiğini, oysa 9 parseldeki payına karşılık 40.000 TL aldığını, bunun davacının hilesi olduğunu, dava dışı…’den yalnızca 9 parseldeki satış işlemi için 40.000 TL aldığını, ayrıca para almadığını, 9 parselin satışı esnasında davacının kendisine sözleşmeyi imzalattığını, acemiliğimden yararlandığını, böylece hem 2010/9581-16648
elinden tapulu yerini aldıklarını hem de verdikleri parayı geri istediklerini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davalı borçlunun itirazının kısmen İptali ile asıl alacak 40.000,00-TL üzerinden takibin devamına, asıl alacak üzerinden %40 oranında hesaplanan 16.000,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K.nun 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması zorunludur. Borçlunun kötü niyetle itiraz etmiş olması yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Yani alacağın yargılamayı gerektirmemesi gerekir.
Somut olayda, davacı alacağının yargılamayı gerektirdiği anlaşılmaktadır. Öyle olunca takip tarihi itibariyle likid ve talep edilebilir bir alacaktan söz edilemeyeceğinden davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemez. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin de kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca, mahkeme kararının 2.bendinde yer alan davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına ilişkin cümlenin karardan çıkartılarak yerine aynen “yasal koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine” sözlerinin yazılmasına, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 405,00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 13.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.