Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/9611 E. 2011/2312 K. 17.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9611
KARAR NO : 2011/2312
KARAR TARİHİ : 17.02.2011

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacılar, …Metrokent Ulukent … İzmir adresinde bulunan … ada 2 parsel sayılı taşınmazın ayrı ayrı bağımsız bölümlerinin malikleri olduklarını, dairelerini satın aldıklarından beri tesisattan yalıtıma kadar sıkıntı yaşadıklarını, dairelerin broşür ve kataloglarda bulunan ve vaat edilen hiçbir özelliği taşımadığını, projeye ve yönetmeliklere aykırı inşa edildiğini, davalının ayıplı daire sattığını ileri sürerek, daire satış sözleşmelerinin iptali ile daire bedellerinin iadesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, dairelerin projeye uygun yapıldığını, davacıların kullanımından kaynaklanan yıpranmalar olduğunu, site yönetiminin ihtarnamesi üzerine, bir kısım iyileştirici çalışmalar yapmayı kabul ettiğini, ancak sitenin bu teklifi kabul etmediğini, süresinde ayıp ihbarı yapılmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dairelerin ayıplı olduğu, açık ayıplar için 30 gün içerisinde ihbar mükellefiyetinde bulunulmadığı ancak gizli ayıplar yönünden 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde davacıların seçimlik haklarını kullanabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı …’nin 3 nolu bağımsız bölümü dava dışı …’dan 17.10.2007 tarihinde satın aldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacı …’nin 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde yasanın kendisine tanımış olduğu haklardan 2010/9611 2011/2312
yararlanabileceği, kaldı ki davalının bu konuda husumet itirazının bulunmadığı gerekçesiyle davacı … yönünden davanın esastan kabulüne karar verilmiştir. Bir davada, sıfat(husumet) yokluğu mahkemece, kendiliğinden (re’sen) gözetilir. Davacı … ile davalı şirket arasında akdi bir ilişki bulunmamaktadır. Bu durumda davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceği ve davacı … yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmeden, davanın esastan kabulü usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
3-Dava, davacılar tarafından satın alınan dairelerde mevcut ayıplar nedeniyle bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme talebine ilişkindir. 4077 sayılı Kanunun 4. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre; tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde açık ayıpları satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’da gizli ayıpların ne kadar sürede satıcıya ihbar edileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Öyle olunca, 4077 sayılı TKHK’nun 30. maddesi gereğince, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümü gerekli olduğundan, Borçlar Kanunu’nun bu konudaki 198. maddesi uygulanacaktır. Borçlar Kanununun 198. maddesine göre, alıcı, teslim aldığı malı örf ve âdete göre, imkân hâsıl olur olmaz muayene etmek ve satıcının tekeffülü altında olan bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya derhal ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda adi bir muayene ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp mevcut olup da, bu ayıp sonradan meydana çıkarsa, bu durumu da derhal satıcıya ihbar etmediği takdirde yine satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır. BK’nun 198. maddesinde öngörülen süre içinde ihbar edilmeyen ayıplar için dava açılamaz.
Somut olayda, davacı …’in, 4 nolu bağımsız bölümü davalıdan satın aldığı ve dairenin 15.12.2006 tarihinde davacıya teslim edildiği anlaşılmaktadır. Davacı …, 05.03.2009 tarihinde açtığı bu dava ile ayıplı işler nedeniyle bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme talebinde bulunmuştur. 4 nolu bağımsız bölümde işçilik ve malzeme hatalarından kaynaklanan açık ve gizli ayıplar bulunduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Davacı …’in dairenin tesliminden itibaren 30 gün içerisinde açık ayıplar yönünden herhangi bir ihbarda bulunmadığı ve ihbar koşulunun yerine getirilmediği açık olduğu gibi mahkemenin de kabulündedir. Mahkemece, gizli ayıplar için zaman aşımı süresinin 5 yıl olduğu, davacının bu süre içinde 4077 sayılı tasanın 4. maddesindeki haklarından sözleşmeden dönme hakkını kullanabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bilirkişi raporuna göre, gizli ayıp olarak nitelendirilen ayıplar ilk yağışlı havalarda ortaya çıkabilecek niteliktedir. Öyle olunca, teslimden sonraki ilk yağışlı havalarda gizli ayıpların davacı … tarafından öğrenildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece, davacı …’in gizli ayıplar yönünden “derhal ihbar” mükellefiyetini 2010/9611 2011/2312
yerine getirmediği ve gizli ayıplar yönünden de bir talepte bulunamayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne dair hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 17.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.