Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/9992 E. 2011/1258 K. 31.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9992
KARAR NO : 2011/1258
KARAR TARİHİ : 31.01.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat … gelmiş, davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirketin yetkilisi olan diğer davacı … , eski ortak olan davalı …’nın 16.12.1996 tarihli sahte vekaletnameyi düzenleyerek, bu vekaletname ile kendisine şirket arsasının satılmasını sağladığını ileri sürerek, vekaletnamenin iptaline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı taraf, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı … ile davalı …’nın diğer davacı … Limited Şirketinin ortaklarıyken, davalı …’nın hisselerini satarak bu ortaklıktan ayrıldığı, daha sonra davacı …’nın 16.12.2996 tarihli vekaletname ile diğer davalı …’i şirket taşınmazlarının satışı için yetkilendirdiği ve bu davalının vekil olarak şirkete ait 1096-1140 nolu parselleri, davalı …’ya tapuda sattığı, dosyadaki delillerden anlaşılmıştır. Davacı …, davalı …’e böyle bir vekaletname vermediğini, 16.12.1996 tarihli vekaletnamenin sahte olduğunu, öncelikle imza incelemesi yapılmasını, imza kendisine ait olsa dahi,
2010/9992-2011/1258
vekaletnamenin hile ile diğer evraklar arasına karıştırılarak imzalatılmış olabileceğini belirterek, vekaletnamenin iptali talepli bu davayı açmıştır. Gerçekten de, dava konusu vekaletnamenin baş tarafında davalı …’nın kimlik bilgileri bulunduğu halde, vekaletnameyi davacı … vermiş görünmektedir. Yine arsaların satışı için alınan 30.12.1996 tarihli davacı şirketin ortaklar kurulu kararında, bu iki parselin davalı …’e satışının yapılmasına karar verilmiş; bu karar davacı … ile davalı … tarafından imzalanmıştır. Davacı … bu karardaki imzanın da kendisine ait olmadığını ve şirketin ortağı olmayan … imzası bulunmaması gerektiğini iddia etmiştir. Davacı … bu iddialar ile … C. Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş, Savcılıkça özel evrakta sahtecilik suçu nedeniyle beş yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan, takipsizlik kararı verilmiştir. Davacı tarafça itiraza uğrayan Adli tıp raporuna göre, vekaletnamedeki imzanın davacı …’a ait olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece yapılacak …, üniversitelerden seçilecek konusunda uzman bilirkişilerden 16.12.1996 tarihli vekaletnamedeki ve 30.12.1996 tarihli ortaklar kurulu kararındaki imzaların davacı …’a ait olup olmadığına ilişkin rapor alınması, söz konusu vekaletnamedeki kimlik bilgilerinin farklı oluşunun dikkate alınması, bu imzalar davacı …’a ait çıkarsa imzaların hile ile alınıp alınmadığının araştırılması, bu arada taraflarca gösterilen tanıkların dinlenmesi, tüm bunlar değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 15.60 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 31.1.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.