Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/10034 E. 2011/11452 K. 13.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10034
KARAR NO : 2011/11452
KARAR TARİHİ : 13.07.2011

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı şirketle imzaladıkları gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gereğince davalının 21 nolu parseldeki villayı arsası ile birlikte satmayı, villanın inşaat ruhsatına esas projelere göre inşasını ve iskan ruhsatı alınmış, anahtar teslimi şeklinde teslimini vaat ettiğini, diğer davalının sözleşmeye müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imza attığını, ek sözleşmeye göre de taşınmazın 30.05.2008’de teslim edilmesi gerekirken fiili teslimin 04.05.2009’da gerçekleştiğini, yapılan sözleşme geçersiz de olsa edimler yerine getirilmiş olmakla geçerli hale geldiğinden sözleşme gereği gecikme tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu amaçla davalılar hakkında icra takibi yaptığını ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, taraflar arasında yapılan sözleşmenin istisna akdi niteliğinde olup, Borçlar Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, 4077 sayılı yasa kapsamında kalmayan davanın görev yönünden reddi ile mahkemenin görevsizliğine, karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2.
maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunu uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasında yapılan 13.06.2007 tarihli sözleşme ve 14.09.2007 tarihli ek sözleşme içerikleri itibariyle bir bütün olarak değerlendirildiğinde konut satışına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki sözleşmede de başlık olarak ‘gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi’ deyimi kullanılmıştır. Hal böyle olunca davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 13.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.