YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10342
KARAR NO : 2011/11571
KARAR TARİHİ : 18.07.2011
… vekili avukat … ile Propertıes Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. vekili avukat … aralarındaki dava hakkında … 2. Tüketici Mahkemesinden verilen 14.4.2010 tarih ve 156-239 sayılı hükmün Dairenin 14.3.2011 tarih ve 8665-3867 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, davalıdan 5.9.2007 tarihli haricen düzenlenmiş sözleşme ile bir villa satın aldığını, satış bedeline mahsuben toplam 214.166.740 USD ödediğini, davalının taşınmazı teslim etmediği gibi tapuda devrini de vermediğini, ödediği paranın TL karşılığının tahsili amacı ile giriştiği icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın sözleşme şartlarına uygun olarak yapıldığı, villanın bahçe yapısının örnek villa ile birebir aynı olmasının beklenemeyeceği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; davacının temyizi üzerine Dairemizce harici sözleşmeye dayalı olarak açılan bu tür davaların tüketici mahkemelerinden değil, genel mahkemelerde görüleceğinden bahisle görev yönünden bozulmuş; bu kez davalı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı;
Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı ile davalı … Properties Gayrimenkul Geliştirme A.Ş arasında 4077 sayılı yasada tanımlanan şekilde gayrimenkul satış sözleşmesi ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Dairemizin son zamanlardaki uygulamalarına göre; tüketiciler ile yükleniciler arasında gerçekleşen harici konut satış sözleşmelerinde sözleşmenin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın, tüketici mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilmektedir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz.
Hal böyle olunca Dairemizin 14.3.2011 tarih ve 2010/6054 ve 2011/3867 sayılı Tüketici Mahkemesinin görevli olmadığına dair bozma kararı kaldırılıp işin esasının incelenmesinde de, Taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 5.9.2007 tarihli Toskana Vadisi Gayrimenkul Satış ve İnşaat Yapım Sözleşmesi başlıklı belge ile villa satımına ilişkin olarak davacının davalıya toplam 204.166.40 USD ödediği, buna karşılık anılan taşınmazın tapuda devir işleminin gerçekleşmediği gibi teslimininde yapılmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Konu taşınmaz tapuda davalı adına kayıtlı olup, tapulu taşınmazların satışına ilişkin olarak haricen düzenlenen sözleşme resmi biçimde yapılmadığı için geçersizdir. (MK. 706, BK 213, Tapu Kanunu 26 ve Noterlik Kanunu 60. Maddeleri) o nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları çerçevesinde geri isteyebilirler. Davacı, davalıya 27.11.2009 tarihinde ihtarname gönderip sözleşmeden döndüğü, ödediği, paranın istirdadını istediğine ve davalı tarafından da bu güne kadar sözleşmeye konu taşınmazın tapuda devrinin gerçekleştirilmediği gibi teslimin dahi yapılmadığı, anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki mahkeme kararı temyiz aşamasında bu gerekçe ile bozulacak iken zuhulen görev yönünden bozulduğu yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından Dairemiz bozma kararı kaldırılmalı, mahkeme kararı yeniden bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemiz 14.3.2011 tarih ve 2010/6054 esas ve 2011/2867 karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçe ile BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 18.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.