YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11221
KARAR NO : 2011/17106
KARAR TARİHİ : 23.11.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 11.10.2008 tarihli arsa satış sözleşmesi gereği davalının 316 parselde bulunan hissesini kendisine sattığını ve sözleşmede öngörülen 3000 Euro kaparoyu aldığını, dava konusu arsayı 160.000,00 TL ye sattığını beyan etmesine rağmen davalının tapuya gelmediğini ileri sürerek, satış bedelinin ödenmesi karşılığında davaya konu arsanın davacı adına tescilini, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sebepsiz zenginleşme nedeniyle 7.500,00 TL nin 13.10.2008’den itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında harici sözleşme ile gayrimenkul satışı yapıldığı, 3000 Euro kaparo verildiğine dair belgenin davalı tarafından inkar edilmediği gerekçesi ile tapu iptal ve tescil talebinin reddine, 3000 Euro’nun karşılığı Türk Lirası olarak 06.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK’nun 381.maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle
2011/11221-17106
taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389.maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hâkime yükletilmiş bir görevdir.
Somut olayda; mahkemece hüküm fıkrasında ‘3000 Euro’nun karşılığı Türk Lirası olarak 06.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine’ denilmekle, asıl alacağın fer’ileri açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmeyerek ayrıca; 3.000 Euronun hangi tarihte ve ne miktar TL karşılığının açıklanmadan infazda tereddüt yaratacak mahiyette hüküm kurulmuştur. Anılan yasa maddelerine uygun düşmeyecek şekilde, infazda tereddüt yaratan mahiyette hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 334.90 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 23.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.