YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11608
KARAR NO : 2012/5616
KARAR TARİHİ : 07.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının müdürü olduğu şirketlerin muhasebecisi olduğunu, aralarında dostluk da bulunduğundan bu yakınlığa güvenerek piyasaya olan borcunu kapatması için yurtdışına gittiğinde kendisine para gönderdiği takdirde ilgili yerlere ödeme yapıp yapmayacağını sorduğunda davalının kabul etmesi üzerine, davalıya 01.12.2003’te … Bankası hesabına 18.450 Euro’yu gönderdiğini, ancak yurtdışından döndüğünde paraların ilgili yerlere ödenmediğini öğrendiğini ileri sürerek, 18.450 Euro’nun dava tarihindeki TL karşılığının 01.12.2003’ten itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, havale işleminden dava tarihine kadar yedi yıl geçtiğini savunarak zamanaşımı nedeniyle davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, BK 126/4. md gereğice havale tarihi ile dava tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı vekilin davacı tarafından hesabına yatırılan paranın ilgili yerlere ödenmediği iddiasıyla alacağın tahsiline ilişkindir. Taraflar arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesine dayandığı, mahkemenin de kabulündedir. Vekalet sözleşmesinin en önemli unsurları arasında; vekilin talimata uygun hareket etme borcu, özen borcu ve hesap verme borcu gelmektedir. BK.nun 392.maddesi hükmü gereğince, vekil, talep üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği herşeyi iade etmeye, iade edinceye kadar
2011/11608-2012/5616
da almış olduğu şeyleri saklamaya zorunludur. Bu nedenle de vekilin aldıklarını geri verme borcunda zamanaşımı vekalet sözleşmesi sürdükçe işlemez. Bir başka deyişle iade borcunda muacceliyet vekilin hesap vermesi ile veya sözleşme ilişkisinin bitmesi ile başlar. Nitekim Hukuk Genel Kurulu’nun 2011 tarih ve 2011/13-173 esas ve 2011/276 karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Gerçekten de, vekalet ilişkisi aynı zamanda aşırı güvene dayalı bir sözleşme ilişkisi olup, müvekkil vekiline güven duymak zorundadır. Vekil edenden ikide bir hesap istenmesi taraflar arasındaki güven ilişkisini zedeler. Diğer taraftan zaman aşımı borcu söndüren bir savunma değil, bir ödemezlik def’idir. Hal böyle olunca mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna uygun şekilde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz edilen kararın davacı lehine BOZULMASINA, peşin alınan 18.40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 7.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.